21.02.2013

MERSİN AYDIKCIK VE ARILARIMIZA YOLCULUK

Uzun süren çalışmalarımızı bitirip Mersin'e gitmemiz gerekiyordu. İşleri bitirdik bu sefer arıcılık festival işi çıktı, festivalde ise 2 saat kalamadım. Uzun süren bir yolculuk yaşadık, Aydıncık yolculuğumuz, kamyonla iki  gün sürdü.
Arabaya parça yük yükledik, yolda başka yük alınacak ve akşamdan yola çıkamadık.
Ertesi gün sabah yola çıktık. Eskişehir'den fayans ve seramik yükleyip yola çıkmamız gene öğleden sonrayı bulmuştu.
Yolda bir kaç kez bizim fazlalık kapakları üzenledik.


Fayansları portifle yüklüyorlar ve biz malzemeleri üst üste yığdık.
Yola çıktık Mustafa Doğan aradı abi neredesiniz, nerede olacağız yoldayız::))
Öğlen yemeğini burda yiyecegiz diyor, biz ise çok uzaklardayız.
Öğlen yemegini bir dinlenme  tesisisnde yedik.
Mustafa'ya dedim biz yemek yedik beklemeyin, bizim yüzümüzden aç kalacak::))
Mustafa sürekli nerde olduğumuz sorup duruyordu, bizde nerdeysek söyledik.

Afyon Bolvadin ve Çay'dan geçtik, yolda davet üstüne davet alıyoruz, zamasn kısıtlı ve akşama Mut'a bir palet mal bırakılacak, akşam indiremezsek ertesi günü beklemek zorundayız. Konya çok geniş topraklara sahip, Akşehir'e doğru ilerliyoruz dağlarda kar var.
Bizim Mustafa Doğan yolun kenarında pusuya yatmış ve duruyoruz.
Ksamyona bindi hemen içeri geçelim dedi. Çalıştığı Akşehir Hububat Borsası yola sıfır mesafede.




Arabadan iniliyor, herkes sarmaş dolaş. Mustafa aslında İstanbuldaki festivale gelmek için bilet bile almıştı. Rahatsızlanıp hastaneye kaldırılınca gelememişti.
Dışarısı soğuk, ofise geçelim dedi.
Kamyoncuda ipin ucunu kaçırdı, önümüzdeki yolu akşama alması zor ve Mut'a yetişmemiz zor deyip molayı verdik.
Mustafa bir yere telefon edip, emanetleri gönder dedi.



Mustafanın çalıştığı ofis ve ben bizim kalfayı arıyorum, elimde iyi bir hasta var, bunu telefondan bir muayene et, şikayetleri nedir bir bak ve ne kadar bu işten komisyonum var soruyorum, sen bana Mustafa'yı ver gerisine karışma dedi.
Mustafa durumunu anlatırken resim alıyorum, muayene ücretinden payımı almak için bu resim delildir bilesiniz::))
Komisyon olarak demişki bizim kalfa, ustamı aç bırak, bu onun iyiliğine bilsin deyip telefonu kapatmış.


Emanetler geldi, aman Allahım, yeme yanında dur::))
Konya etli ekmeği....


Emanetler geldi, aman Allahım, yeme yanında dur::))
Konya etli ekmeği...

Ben doktor kontrolünde olduğum için bu gibi yerlerde yiyeceklerle poz veririm::))
Hiçmi yemedin diyeceksiniz, kıyısından köşesinden biraz yedim tabi::))
Etli ekmek harikaydı, Mustafa'm kesene bereket, Allah her şeyi gönlüne göre hayırlı etsin.
Dost kelimesi bazılarının dilinde olur ve ben bunu defalarca izah etmeye çalıştım, dost sizin için karşılık beklemeden fedakarlıklardan kaçınmayacak kişilere denir, en kısa özetimde bu oldu, Mustafa benim dostlarımdan birisidir.
Geçmişte ne dost bildiklerimiz vardı ama kazıkları yediğinizde siz dostluk peşindesiniz, karşınızdaki sizi nasıl yerim peşindeymiş, bunu anlamak uzun zaman alıyor ama zaman içinde herkesin niyeti ortaya çıkıyor, yapmacık hareketlerle bir yere kadar insanları oyalayıp kandırmak münkün ve ben bir çok kişi tarafından bu konuda kandırılan biriyim. Sonuçta herkesin niyetini yaratan biliyor, yanımızda bulunan meleklerde yapılanları kayıt etmekteler, bir gün bunları hep birlikte izleme imkanımız olacak.....



Zaman kısa, kısa üsre içinde oradan oraya geçip muhabbet etmeye çalışıyoruz. Mustafnın arkadaşlarıda sohbete eşlik ettiler borsa başkanımızla tanıştık, acayip sıcak bir ortam. Mustafa ise ziyaretimizde oldukça menmun, bunu gözlerinden anlıyorsunuz.


Resmin sağındaki kişi Mustafa Doğan'ın mesai arkadaşlarından biri. İsmi yanılmıyorsam Hasan'dı. 200 Kovan ile babası ve kendi arıcılıkla uğraşıyormuşlar. Arıları Muğla'da.
Mustafa ve arkadaşlarına teşekür edip vedalaşıyoruz.
Tekrar yola koyulduk, korktuğumuz oldu ve Mut ilçesine yetişemedik. Yükü indirecek portif yok, dolayısı ile ertesi günü beklemek gerekiyor, akşam üzeri varmamız gereken yere gece 12 gibi vardık. Kamyoncu bir yere durup dediki 4 kişi arabada yatamayız, buradan araba geçer bir soralım. Tesistekiler dedilerki gece bir ile iki arası aydıncıga otobüs var. Tamam dedik ve kamyoncu kamyonda yatmaya gitti. Yan tarafta ise otel var. İlhami abi birbuçuk saat otobüs bekleyecegiz, birde gece gece Aydıncık'taki insanları rahatsız etmeyelim, gel otelde yatalım::))
Hemen otele girdik iki kişilik bir oda bir uyumuşum, sabah ilhami abi diyorki, acayip yağmur yağdı, şimşekler çaktı, ben ise bunların hiç birisini duymamışım. İlhami abi zaten yol boyu uyuyup durmuştu, geceye uyku kalmamış::)
Sabah kalktık, hesabı ödedim, çıkarken kasiyer abiler kahvaltı karşıda dedi, hee demekki kavaltı beleş::))
Hemen gidip kahvaltımızı yaptık, dışarıya çıktık bizim kamyonda hareket etmiş ve bizi gece gitti biliyorlardı, bizi görünce şaşırdılar::))
Araba durdu bindik, kanyon sahibi Fatih dediki abi iyiki karşılaştık, biz sizi gece gittiniz biliyorduk, buradan gündüz  saat birden önce araba yoktu dedi.
Mut'a vardık, birazda Mutlu olduk bu arada::))
İstikamet Silifke, yol boyunca bizi yanlız bırakmayan.

Göksu nehrimi desem deresimi bilemiyorum, suyun renginden isim almış olmalı göksu. Göv bir rengi var, bizim içanadoluda yeşeren peynire gövermiş derler, su göv renkli.

Göksu kıyılarında çiçeklenmiş badem ağaçları var. Buraya kadar çiçekli ağaç görmemiştik. Sahile yaklaştıkça çiçeklenme devam etti. Hala portakal mandalina ağaçlarında meyveler üzerinde duruyor, neden diye sorduğumda ağaçtan kopmadığı müttetçe taze kalırmış. Limonlar, portakallar, mandalina az kalmış ama hepsi hala dalından yeniyor....


Göksu nehri üzerindeki köprüden geçiyoruz Silifkey'e girmek üzere bir yer, belkide 500 metre mesafe varmı bilemiyorum, bu su Silifke'den denize dökülüyor.




Silifkede fayans ve seramiklari indiriyorlar ben etrafı kolaçan ediyorum.

Çiçeklenmiş bir şeftali, arka planda bir ağaç var meyveden yıkılıyor, etrafında kimsede yok, bir tadına bakayım demeye::((
Mandalinalar yazık ziyan olacak, yiyen içen yok....
İsrafa acayip gıcık olurum...


Dutlar olmak üzere, bir yerdende düşünüyorum, Cennete filanmı düştük...İçimdende Cennet bu kadar ucuzmu demekteyim....



Bahçelerde bazı bademler çiçekleri dökmeye bile başlamış, bu arada gece Silfke ve Aydıncık yöresine bayağı bir dolu yağmış. Silike den Aydıncığa doğru yola çıktık, genelde sahile çok yakınsınız.
Arkadaşım Ekrem Kara'yı aradım bir saate ordayız diye. Ekrem burada çok şiddetli yağmur var hava soğudu diyor.
Silifke'de sıcaklık 21 derece gösteriyordu.


Aydıncık yolu üzerinde ilerlerken sıcaklık hızla düşmeye başladı. 21 Dereceden 9 dereceye bir saat içinde düştü.



Ekrem indireceğimiz malzemelerin altına ağaç hazırlıyor.
Yerler ıslak ve yağmur yeniden şiddetlendi, hemen yemeğe gittik, hem karnımız doysun, hemde yağmur durur hesabı yapıyoruz, doktorun reçetesine uyduğumdan olacak ki yol boyu aç aç yolculuk yapıldı::))
Yemeği yedik, yağmur durdu malzemeleri indirip arılığa çıkıyoruz.
Hava soğuk.


Hiç arı uçuşu yok gibi, tek tük gelip giden var, bir kaç kovanı yaşıyorlarmı diye kapağı ve çuvalı aralıyorum, merhaba diyorlar::))
Boş duracağımıza serada iş bulduk, yövmiye dolğun.
Hasat sonu salatalık az çıktı diye ilhami abiyi tarttılar, iki kasa salatalık yediğini tespit ettiler, yövmiyeleri alamadığımız gibi, ek çalışmaya tabi tututlduk::((



Seralarda yapılan tüm işler kayıt altına alınıyor, ilaçlamalara çok dikkat ediliyor, ilçe tarm tarafından sürekli denetim yapılıyor, ilk defa uygunsuz bir şey görülürse 5 bin tl ceza, devamında 25 bin liraya kadar yükselip, hapis cezası bile veriliyor.
Biz çalışmaları biraz aksattık, ilaç verilecek serada ilaçlama bir gün sonrasına sarktığı için iptal edilip, 4 gün sonrası salatalıklar toplandıktan sonra ilaç verildi. İlacın etkisi 3 gün ve buna acayip titizlik gösteriyorlar. Yıllardır üreticilik yaptıkları için işin bilincine varmışlar.




Serada ben bir salatalık yedim ceza almadan yırttım::))


Ne zaman akşam olmuş gene ızgaralar hazır::))
Izgara hazır ya, hemen bir misafir damladı, bizim Zıraat mühendisi, Muhhamet Pak damladı. Misafir misafiri sevmez derledi, şimdi bunu daha iyi anlıyorum::))
Arıcılığın en çok sevdiğim yeri burası işte, yeme yanında dur::))
Ayrıntılar daha sonra gelmeye devam edecek......

10 yorum:

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Dört mevsimi bir arada yaşamıssın anlaşılan.Lakin uzun ve meşakkatli bir yolculuk olmuş kanımca.

Sıkıntıdan olsa gerek yol boyu hiç durmamışsın anlaşılan::))

SLM ve Muhabbetle...

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Bizde misafir misafiri sevmez, ev sahibi ikisinide sevmez derler.:) sayende bizde yolculuk yaptık, tek eksik otel odası görüntüleri:) dediğin gibi arıcılığın güzel tarafı dostluklar ve arkadaşlıklar. Sağlıcakla kal.

Mustafa Doğan dedi ki...

Etli ekmekten memnun kalmadınız sanırım. Dönüşte uğramadan geçmişsiniz. Bidaki seferede Meşhur Akşehir Kebabının tadına bakalım. Bakalım ozamanda transit geçebiliyomusunuz :)))

Ziyaretinizden ziyadesiyle memnun oldum. Allah razı olsun. Rabbim bu dostlukları ahirette cennetinde de daim kılsın inşallah.

Rabbimin izniyle. Tüm dostlarım. Bilsinler Akşehirde bi evleri var gece gündüz fark etmez...

EMRAH dedi ki...

Selamlar Ali abi ne güzel çiçek açmış badem ağaçları her taraf çiçek olmuş.Arıların durumları nasıl bahar gelmiş aydıncığa.sağlıcakla kal kolay gelsin.

ALİ TÜRK dedi ki...

Slmlr Yusuf.
Yolculuk esnasında bayağı bir macera yaşadık, mevsim konusunda silifkeye girmeden dağlarda kar görüntüleri vardı, dedim Mersin sahillerine kar yağmaması lazım.Megersem gece uzun süre dolu yağmış ve erimemişti.

Muhteşem abi, misafiri ev sahibi niye sevmesin,durup duruken senin başka işin yokmu::))
Otelde nasıl görüntü olsun, bir yatmışım sabaha kadar deliksiz uyumuşum, uyur gezer olsaydım heralde görüntü olurdu...
Abi dostluk laf degil, nereye gitsek her yerede dostumuz var çok şükür.

Mustafa dönüşte Ankara üzerinden geldik.Zaten giderken yeterince bizi mahçup ettin ama Akşehirin meşhur kebabı dedin gene kafamı karıştırdın::))
Bizde senin misafirperverliğinizden bizde çok menmun olduk, Allah senden razı olsun.

Emrah ülkemiz çok acayip bir iklime sahip. Bir kaç sene öncesi Muğla'ya gitmiştim ve çam ve basra böcegi resimlerini yayınladım, yıllardır arıcılık yapıp gidip gelenler, çam balının %80 ni bizde diyoruz, çam balı ve böcek resmimiz bile yoktu.
Gene yıllardır, akdenizde arı götürenler var, ben bu yıl gitmeme rağmen bir sürü detayı görmeye başladık.
Bizim arıcılarımız acayip.

Sağlıcakla kalın.

Zafer ANLAYIŞLI dedi ki...

sayın bakanım;

ben memleketteki arılar uzak derken sen benden daha uzağa gittin be ya.
Ama senin orada hiç olmazsa emanet edebileceğin arkadaşlar var. İşin güzel tarafı yolculuk ta geçen macera ve yeni dostlarla tanışmak ve ikramlar.:))

Öyle olmasaydı Mustafa Doğan arkadaşımızla,Ziraat mühendisi Muhammed kardeşimizle ve diğereleri ile nasıl tanışacaktın.

Maceralı bir yolculuktan sonra menzile ulaşmışsınız. İşin o tarafı beni pek ilgilendirmiyor asıl merak ettiğim, arıların durumu ve havanın biraz soğuk olması dolayısı arıları kontrol edip gerekli operasyonları yapabildinizmi.

malum ben meraklı birisiyim bir tane daha meraklı varda onu sen biliyorsun.??? Bu merakımızda bir dostumuzun ve de bakanımızın bu işi başarabilmesidir. Allah doslalrı ağlaltıp düşmanları güldürmesin. Allah yar ve yerdımcınız olsun.... DAha ne diyem....

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey güzel paylaşım olmuş. İştahımız açıldı gelecek sene bizdemi arıları götürsek.Saglıcakla kalın.

SERDAR ÖZHAN dedi ki...

Ali abi çok güzel paylaşım olmuş,arıların durumları nasıldı?çiçeklenme başladığına göre gaza basmışlardır inşallah,sağlıcakla kal abi.

Mirili dedi ki...

Abi hıyarlar lezzetli mi cidden soruyorum :) yazları bahçede yetişen kadar olmaz ama kurallar bozulmuyor sonuçta.

Çok şanslısın yol boyunca her yerde seni tanıyanlar var.

Hayırlı günler dilerim...

ALİ TÜRK dedi ki...

Zafer abi uzaga gitmemizin sebebleri vardı, inşallah hedeflere ulaşılır, acayip masraf var...
Yeni dostluk ve ikramlar, tüm masrafları unutturuyor...
Fazla merak etme arıların durumunu da yazacağız sabır....
İlk video dün yayınlandı.
Arıcının meraklısı makbuldür, meraksız arıcı memlekette dolu, babadan görme usullerle gidiyorlar, meraklıları nereden nereye geldi dimi::))

Serdar arıların durumu iyi ama Aydıncık paylaşımları devam edecek ayrıntıları o zaman yazacağım.

Mirili hıyarlar yazın yetiştirilen gibi lezzetli, sebebini bende merak ettim, gerçi Muhammet daha iyiizah eder ama cam sera bunun içinmiş. Neden naylon sera yapmıyorsunuz dediğimde naylon ışıgı geçirmez dediler, cam sera doğal gibi oluyor.Lezzet ise süper.
Yol boyu davetlere icabet edebilsek, ayvayı yedik demektir, zaten yol uzun iki gün izin almıştım arkasına cumartesi pazarı ekledim, iki günde ancak Aydıncık'a vardık::))
Sonra gene izin ilave ettim,izinlerim çok değerli hale geldi::))

Sağlıcakla kalın.