12.10.2014

ARICININ BAYRAMI...


Bayramda Düzce'ye davet edildik. Kahvaltıyı köyde yapıp kestane toplayacağız...
Kurban bayramının ilk üç günü ful çalışmıştım arılıkta çok az iş kalmıştı, dördüncü bayram İlhami abi Düzceye gidiyoruz deyince biraz kızdım şimdi gezme sırası mı tabiki içimden. Davet 2 ay öncesindendi, arada kaynatırız diye düşünüyordum olmadı :)
İyiki gitmişiz, iş iş nereye kadar, bahardan beri bir gün kafamıza göre tatil yapmamışız...
Kış gelsin biraz kafa dinlemeyi düşünüyorum...
Resime bakarken halimi düşünemiyorum, Engin abi seyrediyor, biz ne götürmüşüz be...

Yolda ana arı teslimatı var. İzmit'ten hobi arıcı Sadettin aldığı ana arılardan birisini kestirmiş. Dedim acele mi ettin, yok abi kovan kendisi ana arı çıkartmış fark edemedik bizim hatamız dedi, usta arıcı olsaydı elli türlü bahane öne sürerdi...
Neyde kahvaltıya geri dönelim...
Köy kahvaltısını duyunca, otobandan çıkıp yeniden girmeme rağmen bir saat on dakika gibi bir sürede kendimizi köyde bulduk. 
Bir ara ilhami abi fazla basma dedi basmıyorum dedim, kaçla gidiyorsun 180 ni geçmedim deyince hiç hissedilmiyor dedi :)
İlhami abi böyle şeylere kesinlikle gelemezdi Hakim abi olunca ses edemedi...
Kahvaltı masasında sadece zeytini satın aldık dediler gerisi hepsi köylüye ait.
Köylü dediğin böyle olmalı, Gebze'deki köylerde, köy ürünü bulamazsınız sadece süt alabilirsiniz...
Masamızda dağdan toplanmış minicik çileklerden yapılmış reçel, böğürtlen reçeli, kızılcık reçeli,köyde kendi sütlerinden yaptıkları Çerkez peyniri,tereyağ,acıka denilen birçemen çeşidi,bahçeden domates, kestane balı, köy ekmeği ve lavaş köfte, patates ve köyde köy yumurtası...
Düzce Güven Köy...

 Melih Ataseven...
Kestane toplamamız kısa sürdü, bir saatte kovalar doldu, fakat kazık yediğimizi sonradan anladım, İlhami abi kendisine büyük kova almış, bize küçük kova vermiş :(
 Kestane topladıktan sonra poz veriyoruz...
 Herkes mutlu, ben ise aşağıdaki resimde görüldüğü gibi ilhami abinin kovadan kestane aşırıyorum ama nereye koyacaksın....
 Anlayacağınız oyuna getirildik, arada hakim abide uyumuş...
En ufak kovada onun :)
 Kestane tarlasında devasa bir kestane ağacı. Kestaneler hastalanıyor muş, kademe kademe kesip kurtarmaya çalışıyorlar...
Kesimden sonraki filizler bir kaç sene sonra kestane vermeye başlıyormuş...

Yetişe bileceğimiz yükseklikte açılmış düşmek üzere kestaneler vardı...
 Kestane...
 Kestaneler...
 Ormandan döndük sırada bölmelerin kontrolü var.
Bu arıların ana arıları ben vermiştim...
7 Ekim 2014 güzel polen akımı var.
 Bölmelerde bazı sorunlar vardı onların giderilmesi konusunda açıklamalar yaptım, Zaten videoları var.Varroa konusu biraz ihmal edilmiş, kanatsız arılar vardı, bazı arıların üzerinde varroa vardı, Mücahit bir yıllık arıcı ve öğrenmeye açık birisi bunları çabuk atlatacak.
Tüm yeni arıcılar gibi bu bölmeler kıştan çıkar mı...
 Bu bölmelerde şu an iki çıta yavru var, bu gün yavruya son vereyim deseniz iki posta daha yavru çıkacaktır....


 Başta İbrahim olmak üzere ailesine Engin abimize ve Melih'e nasıl teşekür edeceğimi bilemiyorum.Hepsinden Allah razı olsun...
Bu arada körükçüm ilhami abi, magazin işinide unutmuyor, körükçü her işi yapmalı :)
Geziyi bitirip geri dönüşe geçtik...

 Yol kenarında her taraf kabak...
Birde yerli diye yazmışlar acayip güldük...
Direksiyonda olmama rağmen, kabakları ve etiketi resimlemeyi başardım...
Şok yerli kabak 1 lira yazıyor....
 Gelelim topladığımız kestanelere...
Düzce kestanesi oldukça meşhur...
Toplanan kestaneleri köylü satmak için pazara götürüyor.
Birlik olunsa haftada bir iki gün belirleyip alıcıları köye çekebilirler...
Bu kadar kestanenin çok olduğu yerde kestane şekeri yapılabilir....
Ben biraz fazla hayal peres biri olabilirim ama dediklerim uygulanabilir şeyler...
 Facede bir tanıdığım değişik bir kestane çizimi yayınladı, hemen kopya çektim ve kestaneler az ısınınca kabuğundan çıktılar...
 Tencereye koyup suyunu ayarladım birazda şeker ilave ettim....
Kısık ateşte pişti...
 Piştikten sonra ocağı açıp yüksek ateşte fazlalık suyunu uçurdum, al sana kestane şekeri...

Acayip güzel oldu,seneye kurban bayramı ne zaman :)

2 yorum:

muhteşem turunç dedi ki...

Abi içim cız etti desem yalan olur:(( senmi gezmedin bahardan beri bea:)) vah vah. Siz yerken Engin abi ocağa nasıl incir ağacı dikilir onu seyreder gibi bakıyor:)) kesin iki sene misafir geldimi köyü terk eder artık :)) Çektiğiniz film koloni düzeni nasıl olmalı dersi gibi olmuş eline sağlık da arılar dumandan bir başlarını kaldırabilselerdi iyi olacaktı.:)) körükçü dediğin hiç ara vermezmi, sürekli duman sürekli duman o koloni karbonmonoksit zehirlenmesinden kesin sönmüştür:)) kestanelerimi ve dahi kestane şekerlerimi ayırmışsındır umarım:)) sağlıcakla kal.

Ali Türk dedi ki...

Muhteşem abi için niye cız ediyor onu anlamadım, sanki senin evde kahvaltı yaptık...
Kimin gediğini biz biliyoruz, çamur yok...
Engin abide misafir değildik, İbrahimlerin evin önü burası, tabi Engin abinin bizi yemek yerken izlemesi iyi olmamış :((
Abi bölmelerde fazlalık çıtalar var ama yavrulu olunca ancak bu kadar skışırdı, önemli olan bahara çıkmaları inşallah çıkacaklar.
Körükçü körükçülüğünü yapmalı, senin gibi körükçülük yaptığı kovana tekme atmıyor...
Kestanelerini seneye inşallah davet ederlerse birlikte toplarız kfanı yorma, nasıl şeker yapıldığını kestaneler toplandıktan sonra ben sana tarif ederim...

Sağlıcakla kal.