18.01.2016

ARICILIK VE YENİ BİR SEZON YAKLAŞIYOR...

2016 Yılının ilk arı karıştırması ve ilk invert şurup verildi. Genel olarak Darıcadaki 18 aralık ve 12 Kasım da 2 çıta bölünen arıları gündemde tuttum. Darıca da en zayıf bölmeler var. Cumartesi Darıcada iki çuval şekerden iki kazan invert yapıldı. Önce Darıcadaki arıları şurupladım, pazar günü diğer yerlere ayrıldı.Hep zayıf arıları görenler güçlü arılarımızın olmadığını sanmakta :)

2016 Yılının ikinci yayınındayım.
Birinci yayın oldukça ilgi çekmiş, ben yazı yayınlandığında tatildeydim, yani otomatik yayına hazırlanmıştı.
İşin garip tarafı bizimle küs olanlar, adımızı anmayanlar,benden bir türlü vaz geçemiyor, o yazının işlerine gelen tarafını kopyalayıp gönül eğlendirmişler. Adilik insanın genlerinde olmasın, şerefli birisi küs olduğu kişiyi takip edip onun yazılarıyla gündemde kalmaya çalışmaz, çalışıyorsa ortada bir sorun var.
Konu üretilen ana arının saflık oranıyla alakalı, zaten saf dememişiz...
Şimdi bu konuyu anlamak için bilim adamı olmaya gerek var mı bir bakalım.

Ana arı üretiyorsunuz, ana üretimi yapılan civarda fazla arı yoksa, zaten yok bir abimizin 16 kovanı vardı onunda ana arılarını ben verdim, yakın civarımda yabancı arı kalmadı. Ana arı ürettiğim arılıkta ki erkek sayısını gerekli olanın iki üç katına çıkarttığımda, arılığımdan çiftleşmek için fırlayan ana arıları çok uzaklardan gelip yakalayacak erkek arıların şansı nedir. Bazen daha ana arı arılıktan yükselmeden ana arıları erkeklerin yakaladıkları olur, buna ana arı üretenler şahit olmuştur. Bunu bilmek için bilim adamı olmaya gerek varmıdır. Bu sistemde çalışıldığında doğal saflar oluşur mu? oluşmaz mı? Zaten saf demiyorum  saflık oranı yükselecek demişim.

Bu yazıyı kopyalayıp kötüye kullanmaya çalışanlar bu konuyu kesinlikle biliyor ama bu çapsızların ortaya koyacak bir şeyleri olmadığı için kenarda bekleyip sağa sola havlamaktan başka bir icraatı olmamıştır. Adilik parayla satılan bir şey değil, maalesef, doğuştan...
Bu tür adilerin peşindekilerin kalitesinden ne olur ki...
Bu gurup daha düne kadar kendileri arılara isim koyuyordu.

Dün akşam bir video yayınladım video içinde Anadolu arısı örneği verdim. Bir arıya isim koyabilmek için anası ve babası bilinmeli dedik. Tarih boyunca Anadolu arısının safı olmamış, gen bankaları kurulmamış. Zaten böyle bir arının olmasında imkansız, Anadolu o kadar büyük bir coğrafya, batısında başka arı doğusunda başka arı kuzeyinde başka arı, güneyinde başka arılar var. Doğudaki Kafkas arısınamı Anadolu arısı diyeceğiz, batıdaki Trakya ve Muğla civarındaki arılaramı Anadolu arısı diyeceğiz, Akdenizdeki Kıbrıs arısınamı Anadolu arısı diyeceğiz, güneyimizde bulunan suriye ve İran arısına mı Anadolu arısı denilecek :))) Bu çorbanın içinden hangisi Anadolu arısı olacak. Hepsini geçtim Karniol arısını önümüze koyup bu Anadolu arısı, deseler kim itiraz edecek ?

Yıllar öncesi böyle bir çalışmaya girişilmiş, bir sürü araştırma yapılıp ertesi sene proje rafa kaldırılıp, Amerikadan getirilen Kafkaslar ile yerli arılar çaprazlanıp, ülke geneline bizim arımız ve damızlığımız budur diye dayatılmış ve hala dayatılmaya devam ediyor. Peki bu arıyı şimdiye kadar çok başarılı bulanlar niye başka arı arayışına girdi bunu hiç düşündünüz mü?...
Sonuçta bu ekipteki kişilerden birisi, Şimdi Anadolu arısı peşinde :))

Bir ıslah programı yapıp damızlıklar oluşturup ismine Anadolu arısı dersin ve böyle bir çalışma var. Bunu nereden biliyorum derseniz projeye talip olup alamayan guruptan birisiyle bir sohbetimiz olmuştu.
Devletimiz bu projeye 2 milyon TL para ayırmıştır, yani eski parayla 2 trilyon lira...
Yıllar sonrası bir ürün çıkacak ve Adına Anadolu arısı diyecekler...

Gene acayip açıklamalar oldu...
Biz cahiller, bilimcilerden dahamı iyi bileceğiz deyip konuyu kapatayım....


Pazar günü ise  cumartesiye göre daha çok yer gezmemiz gerekiyordu. Bunlar geçen yılın yaz bölmeleri, geç sonbahar bölmelerinden çok güçlü...
Bunlarada yılın ilk şurupları verildi ama biz şurup dağıtırken hava birden soğumaya başladı kulaklarımız üşüdü.

Verilen şurup invert arı alamasa bile bozulmaz.
Darıcada bazı ruşetlerde sorunlar vardı verilen şurubu nazlı alıyordu.
Sorunlu ruşetin önüne bir baktım iş bitmiş...
Yağmalanmış...
Arı zaten bir türlü toparlayamamıştı, sarabildiği alandan bunu anlıyoruz, aynı anda bölünen bir çok arının petek örmesi çıtayı tamamladı.
Darıcada kapalı yavrusu olan bölmeler vardı.
Yumurtaya başlayan bölmeler vardı.
Erkek üreten bir bölme :))
Bu bölme ana arıyı değiştirdi, ben bayağı bekledim ana arı çiftleşsin diye, çiftleşmedi ve öldürdüm. Hazır ana arı vermiştim, benim hazır ana arıyıda arılar öldürmüş ve şimdi sürünüyorlar....
Yalancılar sizi....
Yalancıya kaçmış bir bölme....
5-6 Tane yedek ana arı kenarda duruyor, baharda lazım olur stepne...
Kutularda aynı yumurta atan var, kapalı yavru olan var,

Ana arı kutularınıda şurupladım, bu soğuklar geçtikten sonra muhtemelen yavru hızlanır darıcada polen gelmeye devam ediyor.
Arada tek tük güçlü bölme var darıcada...
Pazar sabahı Darıcaya bir gün önce hazırladığım şurubu almaya gitti, şurup sıcakken taşınmıyor.
Polenle gelmiş bir arıyı şurupluk üzerinde gördüm.
Şurup vermenin gelelim püf noktalarına....
Arı zayıf yemlikte arıları boğmamak gerekiyor.
Yemlik çok güzel ayarlanmalı, yani yemlik içine ot, dal parçaları konabilir, bunu nasılsa yemliğe dal koydum diye yapmayın.
Bu arı şurupta boğulacak bir arı değil, zaman müsait değildi tam bakamadım anasız filan mı kaldı bilmem.
Yemliğin büyük bölümünde boğulmak imkansız sen git, dal ve çıta olmayan yerde dal ve boğul...
Arı uçtuğunda ben yıllardır şurup veririm, arıda bu şurubu alır. Bir gün önceki şurubun bir kısmı alınmış, ama tam çekilmemiş, işin garip tarafı bir avuç arı ölmüş. Sağlıklı bir arıda bunun olmaması gerekiyor, havalar ısındığında bakılacak, bunun yarısı kadar mevcudu olanlar gene boğulmadı. Üç çıta arıda bu durum normal değil.
Şuruplamalarda yemlik içine konacak en güzel malzeme çam filizleri, arı kolay kolay istesede boğulamaz.
Baharı bekleyen arılar....
İlhami abinin enginarları kışın bile enginar veriri, bizim kalfanın İlhami abiden ders alması lazım :))
Pazar günü bizim birader ile şurup işini hallettik, yemliğe şurup dökme işi ona aitti.
İşleri bitirdik Pelitliye döndük, çoban yardım istemişti ama saat belli değildi, koyunlar aşılanacak ama veteriner ne zaman gelecek belli değildi. Telefon geldi neredesin seni bekliyoruz...
Pelitlide Cumartesi günü yaklaşık 2 çıta bir arıya şurupluğu doldurmuştum bitirememişler ama çok az kalmış....

Benim amca oğlu, benden önce Pelitliye gelmiş, aşılama işi bitmiş... Niğde den getirdiği enikleri seviyordu, güdükler iyice büyüdüler...
Dışarıda bu manzara vardı, bizim çoban ve veteriner Basri beyi sordum içeride dedi.
Aşılamaya geç kaldık ama sorunlu kuzuların aşısına basın olarak yetiştim, çoban gülüyor, sanki gelmemişim gibi...
Basri bey Gebze yöresinde oldukça tanınan bir veteriner, hayvan doktoru olmaz zor...
Ne kadar canlı varsa derdinden anlayacaksın, sineğinden tavuğuna inek koyunundan köpeğine kadar. Hafta sonu iki gün nasıl geçti anlayamadım desem...

5 yorum:

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Şurupluk içerisine şamandıra görevi için herşeyi söyledin ama bence en önemlisi strafor.Şurup ile batar çıkar ve de sıcaktır.

Şurupu Zafer Abi mi yaptı?

Onun şurupuna biraz benzettim de....

Niğde'den enik getirdiniz onu anladık ....

Bizim Keçi nerede , onu göremedik......


SLM ve Muhabbetle...

Ali Türk dedi ki...

Slm Yusuf bey.

Şurupluk içindeki hareketli şamandıra görevi yapan malzemeler zayıf arılarda sorun, şamandıra indiğinde arı yemlik kenarına tutunamayıp şuruba düşüp boğuluyor. Güçlü arıda yemliğe malzeme bile koymaya gerek yok, üst örtüden salkım yapıp şurubu kısa sürede arılar çekiyor. Sorun zayıflarda ve konulan malzeme üste kadar sabit durmalı yani merdiven görevi yapmalı en iyisi çam filizleri hiç arı boğulmaz ve yemlikten yukarı çıkarken bir sürü merdiven vardır.
Şurubu ben yaptım, Zafer abiyi gene hatırlatıp beni güldürdün, kaçırdığın bir şey var. Bir kaç gün öncesi veteriner arkadaşa uğradım, tarihi geçen arıcılık vitamin ve ilaçları raftan kaldırılıp depoya alınmış, hibe olarak bana verdi dolayısı ile yağı bol bulduk, her tarafa sürdük ::))
Parayla alsaydım, heralde 400-500 lira ederdi...
Kışı günü ne keçisi gene???...

Sağlıcakla kal.

muhteşem turunç dedi ki...

Sayın Ali bey;
Yusuf abi haklı bende strafor şamandıra kullanıyorum şurupluklarda çam filizi kötü bir koku bırakıyor şurupta arı çekmiyor.
Aşılanan kuzu pek körpeymiş biraz etlensin butlansın bizi sevmeye çağırsan hani diyorum.
Sağlıcakla kal.

Ali Türk dedi ki...

Sayın Muhteşem hocam, arı kuvvetli olsa hiç bir şeye gerek yok. Zayıf bölmede straforda tehlikeli olur. Zayf arı merdivenden inip merdivenden geri çıkmalı, şurupluk kenarından çıkarken bir sefer pati çekerse kıendisini şuruplukta buluyor ve artık şuruptan kurtulamaz mefta oluyor.
Kuzunun etli butlusuda var sen kafanı yorma, önce başkalarını bir halledelim biz aramızda anlaşırız sorun yok...


Sağlıcakla kal.

Mirili Arıcı dedi ki...

Abi selamlar;

Başka yerleri bilmem bizim dağda Uludağ arısını ben buldum hemde 2000 rakımda. Anasını babasını sordum söyledi hatta halasını bile anlattı. Ama geldikleri yeri söyletemedim.

Kuzu işi hakkat ne olcek :)