10.01.2017

2017 YILI VE İLK MEMLEKET TATİLİMİZ...




2017 Yılına bu Niğde Bor Balcı köyünde girdik. 2016 Yılının son cuma akşamı memleketimize gitmek için yola çıktık.
Yağış vardı ama yollar açıktı.
Koçhisara kadar 100-120 km ortalama hızla gittik. Koçisara kısa bir mesafe kala çay çorba molası verdik, molada nereye doğru gittiğimiz soruldu, Niğde dedik o Koçhisar tarafı sıkıntılı oyalanmayın dediler.
Yola çıktık 5-10 km gitmedik yolda bir karış kar, hızımız 40-50 km ye düştü, son 200 km oldukça sıktı bizi.
Sonunda ilçemiz Bor'a vardık.
Lokantada arapaşı çorba içtik, kavanozdaki biber özel, adamım tepesinden ter çıkartıyor.
Biraz oyalandık köye gidilecek ama vakit geçmiyor, hava aydınlanmadı, duramadık üç sefer köyübn sapağını kaçırdık yolda öyle kar var ve ortalık aydınlanmadığından etrafı göremiyoruz.
Köy yoluna girdik düzlükte zincirsiz gittik rampaya başladı takılıp kaldık. Zincir takıp köye çıktık köyün girişi asfalt bitiyor parke başlıyor, araba parkede gene tutunamadı.
Ne yaptıysak olmadı eve 200 metre kala araba yeniden kaldı.
Yoldan kenara arabayı çekip eve  doğru gittik.
Yolun durumu bu yarım metre kar vardı ve bu kar bu gece yağmış.
Yoldan daha bizden başka kimse geçmemiş bu izler bizim ayak izleri.
Evin yoldan ayrılan yolu, her taraf bembeyaz.
Ağaçlar kardan yıkılacak gibi kar dolu.
Manzara süper...
Gelip geçtiğimiz yolları açmak için kar küreği ile kar açılır.
Eskiden toprak damları bu kürekle temizlerdik.
Eve girdik ev buz gibi ayaklarımızı sıcak su torbasıyla ısıtıyoruz :)
Yıllar öncesine gidiyorsunuz. Çocukluğunuzun geçtiği yerler ve eski karlardan kar yağmış, çoktan beri bu kadar kar yağmamış.
Isındım ya etrafı kolaçan ediyorum.
Çocukken annemin sakladığı şeyleri kokusundan bulurdum, bir gün elma kokuyor ara ara bulamadım, dönüyorum baştan arıyorum defalarca aradım, koku var ama elmayı bulamıyorum. Aramaktan yoruldum durduğum yerden karşıya baktım duvarda bir çeket asılı, çeketi kaldırdım elma torbası altında :)


Eylül ayında kışın yenmek için serilmiş üzüm, bir örtü veya kabın üzerine dizilen yiyeceklere serme denir.
Yazdan kalma kavun, hemen envantere alıyoruz yenilecek:)

Alıç, erik kurusu, ayva ve kuşburnu kaynatıp içiyoruz.
Sonbaharda asılmış deveci armudu envantere ekle...
Arabayı 3 gün sonra evin önüne çekiyoruz, bu arada zincirin iki basamağını kopardım :(
Yıllar öncesinin resmini buldun, sigorta kartımda, Bursa'dan askere gitmeden sigortalı olmuştum.
Sefillik başladı, bu havada avdayız...
İlk gün köye yakın yerlerdeyiz, üzüm bağlarının olduğu yerleri geziyoruz, çobanlar kışın yakmak için kıyı köşeye yakacak saklarlar, onların birazını bulduk ve birazını yaktık. Yerine yeni kestiğim odunlardan koydum, adam gelince bize sövmesin :)
Kar bu çizmeleri aşıp pantolonu ve çorakları ıslatmış...
Ateşin başında hem ısındık hem yemek ve sonrasında çay keyfi...

 En büyük tutkularımızdan biriside avcılık, Rahmetli babam ile 7-8 yaşlarında başladığımız avcılık bazen ara versek te genelde bırakmıyoruz.
Avcılık çok zor, zorlu şatlarda, günlük 10-15 km dağda taşta karda yürümek gerektirmekte. 5-6 sefer dağlara çıktığınızda artık yılıp bıkıyorsunuz.
Av konusunda facedeki paylaşımlarımda sevmedim hareketleri yapanları sayfamdan bazılarını atıyorum bazılarını da engelliyorum.
Hele birisi kızma ifadesi bırakmış adamın profiline girdim baktım elinde olta oltada tuttuğu balıklar sallanıyor, hıyar ağası bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...
Avcılığı kurallarına göre yapıyoruz.
Bu gün 1 tavşan 2 keklik vurma kotam varsa belki hiç bir şey vuramadan geri geliyorum, kotayı doldurduğumuz nadirdir.
Devlet, günlük 5 çulluk, 6 ördek vurma hakkı vermiş daha 4 çulluk vurduğumu görmedim, ördektede 3 ördek vurduğum olmamıştır.
Domuz avcıları vardır bazen sohbet ederiz, adam domuz avcısıyım 10 yıldır domuza tüfek atmadım der.
Bizim bölgemizde de artık domuzlar sorun çıkarmaya başladılar, akili mısırları bir gecede duman ediyormuş.
Hayat devam ediyor,kışın karda çalışan bir köstebek, aklıma bizim kalfa geldi, bahçesine böyle çalışkan köstebekler lazım :)
Yeni bir ata sözü daha öğrendim, karda ateş yanarda, külde ateş yanmazmış.
Doğaya çıktığınızda üzerinizde birden fazla çakmak olmalı yada bir kibrit birde çakmağınız olmalı, ateşiniz olduğunda günlerce burada barınırsınız ateş yoksa işiniz sakat.
Közde öğlen yemekleri, azıkta ne varsa hepsi ilaç gibi geliyor.
Közde, Çaylar....
Tavşan...
Niğde söğürme....

Niğdenin yöresel yemeklerindendir söğürme.
Ava çıkmadan aldığımız kotalar.

Komşumuz sütçü, Murat Avşar.
Av vuramayanları sütçü hocamıza okuttuk.
Kendisi derin hocadır :)
İnşallah cumayada gider.
Sütçünün yaklaşık 150 koyunu var, yani çobanlık yapıyor.
Murat iki üç gün akşamları misafirimiz oldu gülmekten kırıldık, aski anıları tazeledik.
Arap aşı olacak keklikleri biriktiriyoruz.

Bir akşam komşuları keklikten yapılmış arapaşı içmeye davet ettik.
Hava çok soğuk olduğundan köpeklerimiz üstlerine düşen görevi yerine getiremediler. Çok soğuklarda köpekler avın kokusunu alamıyor.
Kayanın ortasındaki melengiç ağacı, defalarda budanıp odun edilmesine rağmen inatla orada yaşamaya devam ediyor.
Melengiç ağaçlarına Antep fıstığı aşısı yapılıyor, Antep fıstığı ve melengiç aynı familyadan ağaçlar.
Sarp yaka dediğimiz dağ, bu dağın en üstünden ortasından birde en altından geçebilirsiniz.
Yıllardır ortasındaki geçitten geçmemiştim bu sene geçtim.
Direkli geven depe tarafı.
Yazın bile normalde su içmem, kış günü avda 1 litre su yetmedi, bu soğuklarda nasıl terledik anlatamam.
Yazı, gayret mahallemiz.
Bu sene daha yükseklere çıkamadık, kurt kayasının önünden geriye döndük. Yükseklerde çok kar vardı.
Kelankavu yaylası, 6-7 yaşlarındayken burada yaşadık, keçi sürümüz vardı. Bazı keçileri tuza alıştırmıştık, tuz yemeye alışan keçilerin sütünü amcamın kızıyla nöbetleşe emerdik :)
Yayladaki kar dizime geliyordu.
Kavunun icabına baktık.
Köfter dediğimiz pestil, üzüm şırası ve nişaştadan yapılır.
Niğde tava, yöresel yemeklerimizden gene birisi.
Kasaba gidip kaç kişilik istiyorsanız sipariş veriyorsunuz. Kasap biberini domatesini etini ayarlayıp fırına veriyor size süre veriyor yarım saat sonra gelin, gittiğinizde tavanız hazır ekmekleri alıp girişiyorsunuz.
6 kişilik Niğde tavayı bitiremedik, iki kişi daha olsaydı doyardı. Ödenen para 85 liraydı.
Kurban bayramına gittiğimde aldığım karpuzlardan birisi yenmemiş onunda icabına baktık.
Güneylerde kar erimeye başladı, kuzeylerde kar aynen duruyor.
Toplu yemek resmimiz.
Annem tavşanın köftelik ile yahnilikleri ayırıyor.
Sinirlerden arındırılmış löp etler bulgur ile dövüle dövüle hercın içinde kaybolacak ve köfte olacaklar.
Tavşanın belindeki etler çıkartıldı.


Kemikli kalan etler yahni yapılacak.
Yuvarla taş ile, burgur, kuru nane, kuru soğan, tavşan eti ve az karabiber dövülür.
Böyle küçük küçük yuvarllanır.

Yardımcı aşçımız Senem abamız.
 Pişirilmeye hazır köfteler.
 Köfte ve tavşan yahnisi...
 Yahni.
 Yemekleri Mehmet abinin evinde yaptık...
 Üç tabak yedim dahada canım istiyordu ama yer kalmadı, köfteleri bitiremedik, bir kısmını da annem pişirilmemiş olarak buzluğa attı, canı istediğinde çıkartıp pişirip yiyecek inşallah.

 Bazen kendimizi zoraki komşulara misaifr ettik.
 Avcılardan Durmuş vardı o şu an resim çekiyor :)
Karelerde çıkmamış.
 İnşallah seneye gene böyle sofralar nasip olur diyoruz.

 Götür memet abim.

Karpuzuda kestik artık ertesi gün yola çıkacapız yapılacak iş kalmadı.


Bahçedeki arıları ziyaret ettim, bir kovanın arısı dolaşıyordu, iki kovanda ölen arılar vardı. Girişte kalan ölüleri bir çöp ile dışarıya aldım.
Kışın ölen arı salkımdan yere düşer, sessizce bir aparatla bu ölüleri dışarı çekmek lazım çıkış kapanmasın.
Yıllar öncesi üstten yaptığım aşı, alt ince kaldı üst, iki kat büyüdü.
Bu yıl ektiğimiz antep fıstıkları tuttu ve çok az sürgün vermişler.

Gebze'den üçadet mezarlık için fidan götürüldü, geçen yıl donmuşlar, bu yıl bir bal  kasasına koyup köklerine saman döktüm, tüplü kısım saman içinde kalsın baharda ekilecekler.
Geri döneceğiz ya, anenem bizlere hazırlık yapıyor. Hakiki sirke...
Sayıyor şunu şuna ver şunu şuna ver şunu sen al...
Şu tombul olanı Muhteşem doktora ver didi :)))
Yıllar öncesi ektiğim ayvalardan her yıl ayva yiyoruz, dallarından da köylülerimize verdik, iyice çoğaldı.
Ben ayva ekene kadar köyde ayva olmaz diyorlardı.
İki ağaçtan kasa kasa ayva alıyoruz.
Daha önceden hazırladığı katlanmış yufkaları çuvallara koyduk.
Ertesi gün artık köyden ayrılıyoruz.

Pazar sabahı gene her taraf kar olmuş, komşumuz şadan abi yol açmaya başlamış.
Eşyalarımızı yüklemeye başladık...
Köyden ayrılırken her taraf gene bembeyaz olmuştu.
8 Saat sonra Gebze'ye geldik, burası hereke tüneli ve kar burada da yağıyordu. Kar ile gittik kar ile geldik :)
Seneye ömür, sağlık ve kısmet olursa neden bir tatil daha olmasın.

4 yorum:

muhteşem turunç dedi ki...

sevgili ustam hoş geldin:))
Sen gideli buralar kara belendi her yerler dondu:)) Gelişin havaların ısınmasından karların erimesinden belli oldu emme bilirsin karın erimesi çamuru da beraberinde getirir. İnşallah sen çamura yatmazsın.
Gene beraber köyünü dağlarını komşularını beraber ziyaret etmiş gibi oldum. Allahtan haberini sabah kahvaltımı ettikten sonra okudumda bir yerlerime bi şey olmadı. Afiyet olsun hepsi yarasın. ancak söğürme dediğin yemek pek bi dikkatimi çekti nasıl bi şeyki o kadar lezzetli görünüyor:)) hani önümüzdeki günlerde Yusufun orada buluşacaktık ya diyecemki sen malzemeyi alsan hatta pişirtsen öyle gelsen orada ısıtır yeriz bizde tadına bakarız ne dersin:))
Annenin ellerinden öperim benim tombul bidona iyi bak. Ayrıca pekmezimi de unutmuş değilim onun başına bi haller gelirse ilk fırsatta ispiyonlarım bilesin.

Sağlıcakla kal.

Ali Türk dedi ki...

Sevgili hocam hoş bulduk...
Ben gidince buralar donduğuna göre geldiğimde de ısındı değerimi anlamışındır ne kadar mübarek biriyim :))
Beni bilirsin çamurla işim olmaz senin şu arabayı bir türü egzoz sesini düzeltemedik, araba kaç yaşına girdi sen hala çamur yapıp gözünü bana dikiyorsun...
Abi köyün her şeyini paylaşamıyorum sayfa yetmiyor, anıları yazsanda bizim gibi geçmişe gidilmez.
Sögürme süper oluyor olsada birlikte yesek :)
Pekmez dura dura bitti, sirkeni almazsan oda biter haberin olsun.


Sağlıcakla kal.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

Artık her yıl Niğde gezileri düzenli hale geldi.anne ve kardeşlerin ile birlikte zaman geçirmen çok güzel.İnşallah böyle de devam edersiniz.Aile gibisi yoktur.

Zamanlama müthiş olunca kendini kardan kurtaramamış olman gayet doğal.Avcı dedin mi, macera olmalı zaten.Niğdeye gölete girmeye gitmedin ya..::))

Karpuz , kavun vesair diğer bütün yazlık yiyecekleri nasıl saklıyorsunuz da bozulmadan kalabiliyor ?

Yediklerin senin emmeee yiyemediklerini , özellikle de tavşanı bekliyoruz ..::))

SLM ve Muhabbetle...

Ali Türk dedi ki...

Aleyküm Selam Yusuf bey...

Yazın tatil yapma imkanlarımız olmuyor, olsada yazın av yok. Kışın memleket gezileri iyi olmaya başladı.
Kar istiyorduk ama bu kadarı fazlaydı, köpekler soğuk ve aşırı kar dolayısı ile iş yapmadı diyebilirim.
Sonuçta avcılık herkesin yapacağı iş değil.
Buradan götürdüğümüz avcılar, bizim yarımız kadar gezemiyorlar, hemde bizim yarı yaşımızda bize yetişemediler, alt yapı bizde sağlm bakalım ne kadar gider.
Kavun, karpuz, üzüm meyveler doğal ortamda duruyorlar rutubet yok bozulmuyorlar.
Sen yeterki tavşan iste :))

Sağlıcakla kal.