23.09.2008

PÜREN VE PÜRENDEN NEDEN BAL ALAMIYORUZ.

Püren, funda yada yılgın, hepside aynı son bahar çiçeginin yöresel isimleri.
Bu resim benim arılıkta çekildi geçtiğimiz pazar günü.Yaklaşık bir aydır açık püren oldugu gibi daha bir ay açık kalacak pürenlerde var.Şimdiye kadar açanlar yüzde bana göre üç degildir.Bu kadar çok püren olan yerlerde yaklaşık 10 senedir bal alınamamakta.Sebebleri bizden kaynaklanıyor.Biz genelde arılarımızı Şile veTrakyaya hazırlarız.Şilede arı kestane balında çok hırpalanıp çokta kırılır.Ne kadarda kırılsa 10-15 çıta arıyla Trakyaya gideriz.Trakyada ayçiçekte arı öyle kırılırki,bal sağımı sonu 10-15 çıtalık arılar 4-5 çıtaya düşer.Ballarını aldığımız arıları o halde bırakarak herkes işine gücüne döner.Dışardan bal gelmiyordur,arıya verilen petekleri bile tamir edecek bal bulamayan arılar yavruyuda keser.Bir boşluk bulup arıları almaya gittiğimizde ise arılar iyice bitmiştir artık devreye arı kuşları çoktan girmiştir.Tabi bu arada hiç besleme yapılmamış,cenazeye dönen arıları pürene sokarız,bize püren balı yapsınlar diye::))
Şimdi birde başka açıdan olaya baktığımızda neler görecegiz.Almanyada bal hasadı yapılır yapılmaz arılara kekler dayanıyor.Hemde öyle az uz bir dayama degil kovan başı 7,5 kilo.Arıları bu keki 2 ayda ancak bitiriyor.Kek oldugu müddetçede anaarı tabir yerindeyse kandırılıyor.Devamlı bir şeyler geliyor,anada diyorki dışarda durumlar iyi basıyor yumurtayı.Almanyadaki kovanların içi ful arı dolu,bizdekiler şimdiden tırmalamaya başladılar.Şimdi Almanyadaki arıcılar bu işi yaparken önündeki bahara çıkacak arıyıda kazamış birde bahara kadar yetecek yiyecek yükleniyor.Bizde Trakyada bal sağımındansonra arıyı Almayadaki şekilde besleseydik,püren balı istemeye yüzümüz olurdu.Biliyoruzki bal alınacak kovan en az 15 çıta olmalı.Şimdi 4-5-6 çıtalık arılardan biz bir on senedaha püren balı bekleriz.


Şimdi bizim bölgemizdeki arılıkları hafta sonrarı geziyorum.Benden başka arısına gidip bakan yok.Adamlar atıp gitmişler ve bir daha gelmediler.Yerlere bakıyorum iz varmı,eşyalara bakıyorum şekli degişmişmi.Bas bayagı inceleyip dolaşıyorum geçen haftaya kadar gelen olmadı.Yerlerde çamur içinde kalan bir maske vardı aldım oradaki ağaca astım hala asılı duruyor.
Bu kovanın önünde kanatsız bir varroa maduru vardı.Havalar bozukya atamamışlar.Başka bir kovandada biri işçi arı atıyordu,elinden aldım bakayyım ne olmuş diye.Oda kanatsızdı,elinden aldıgım işçi bayağı kızdı ama sokmadı.
Tam bu resmi çekiyordum,arıların su alması için tasarlanmış kapak diye::))Cemil usta aradaı gel dükkandaki kapakları bitir diye fırça attı.Ha bu arada ahmak ıslatan yagmaya devam ediyordu beni ıslatmadı::))
Bu benim arılıktaki ölçüm cihazı.15 gün önceki yağmur 3 cm yamıştı.Bu seferki 20 cm filan gelir.Pazar günden beride ara ara yagmaya devam ediyor.Pazar hava çok soguktu ama rutun ziyaretimi yaptım hiç kovan kapagı açmadan geri geldim.Bu arada kuşburnu ve yabani armut topladım.Ayrıcada muşmulaların yerlerini tespit ettim,dogal yaşamaya devam.
Burası yaklaşık 100 metre falan arılıktan aşagıya gelen 15 gün önceki yağmur suları sağ tarafa dökülmüştü.
Burası iyi yamur almış oldu yani.Ormanda bu tür yerler çok,yollardan akan sular veya meyilli yerlerden gelen sular bir yerlerde birikiyor.Bu küçük noktalardada püren çabuk ve küvetli açıyor.
Yağmur suyunu fazla alan yerlerdeki pürenler.Kardelenlerde şaşırdı bunca kuraklıktan sonra gelen yağışları bahar geldi diye algıladı.
(Kardelen ailesinden,ismi yörelere göre değişiyor.Güz çigdemi, öksüz çigdem yada kardelen deniyor.)
Bu resim tam pürenler hakkında bilgi veriyor.Bu resime baktıgınızda pürenin açma yüzdesini göreceksiniz.Resimdeki ağaçların arkasındaki yangın yolunda arılarım.
Bu resimdede civara bakarsanız,daha açmadık çok var.Dedigim gibi açacak olanlar yüzde doksandan fazladır.
Bu resimide püren ne evreler geçirmiş diye çektim.Hep açsammı açmasammı arasında kalmış.
Yağışlar çok şükür geldi,şimdiki derdimiz ısı::))
Havalar bir ısınsın püren balını kırdık::))
Ama püren yüzsüz be,10 sene vermeyince bu sene al sana bal dermi::=)))
suç pürende pürende.

NOT:
“Arıcılık bilgi merkezi ve arıcılık bilgi paylaşım forumu” açılmıştır. Ülkemiz arıcılığına inşallah olumlu katkılar yaparız. 01/01/2010
http://www.aribakani.com/

9 yorum:

Hayati İnal dedi ki...

Değerli arıcı dostum;Ben tahminen 10 yıldır aktif arıcıyım.Bunun önceside enaz 5t yıl daha pasif arıcılık hayatım var.Hep dikkatle izler ve incelerim.Genel olarak(Yanılgı payı%20)yaz aylarında püreen bitkisi yağış almazsa Akdenizde püreenden bal alamayız.Yalnız 15 temmuz ile 20 ağustos arası iyi bir yağmur yağarsa pürüen balı aynı çam basrası gibi akar.Bu yıla gelince akdenizde püreenden bal alma ihtimali yok...Sizin bölgeyi bilmem Ali Bey.Ama Yüce Allah bereketine nail eyler inşaallah.Yanılan %100 ben olayım.Hoşça kal.

d.m.t dedi ki...

Ali bey selamlar;
Kusura bakmayın ben angarya işler memuruyum ya! Söylemeden geçemiycem; kardelen dediğiniz şeyler kardelen değil! Bu çiçekler güz çiğdemidir .
Bizim burada henüz açmadılar. Ekim ayının ortalarında buğdayları tarlaya ekerken mutlak suratte yol kenarlarında güz çiğdemleri görülür. Renkleri eflatundur.
Sizin orada hava soğukmuş, bizim burada daha da soğuk! Arıları beslemeye başlayalı bir hafta olmuştu soğuk dalga geldi. Teşvik beslemesine ben mi çok geç kaldım yoksa bu sene havalar erken mi soğudu anlamadım!
Soğuk,yağmur beslemeye devam ediyorum. Ancak bir sorun var ki kovanlarda henüz kış düzenine geçmemiştik! Şu an için işler ters gidiyor. Sıcakların yükselmesini beklemekten başka yapacak bir şey yok!

ALİ TÜRK dedi ki...

Sanki ben angari işleri bakanı degilim::))

Ben farklı ilklimlerin içinde yaşamış ama çocuklugum memleketim Niğde Bor Balcı köyünde geçti.Memleketimde bu çiçeklere öksüz çigdem derler,ilkbaharda ilk bunlar açar,hiç kimseler yokken erkenden çıktıkları için olsa gerek öksüzlükleri.

Gençlik dönemlerim ise Bursa'da geçti.12 sene kadarda bursada kaldım.Oranında da kültürü farklıydı.

Şimdi Gebzedeyiz her tarftan bir şeyler kaparsan böyle ne oldugu belli olmayan bir kültürden böyle söylemler normaldir.

Bu gün hava burada 21 dereceyi gördü,ısınıyoruz.

Arıları besleme konusunda bence geç kaldın.Bu yavru için besleme kısa olmuyor yaklaşık 1,5 ay sırf yavru yaptırmak için kekle beslemek gerekiyor.

Bu arada işleri bilmeme rağmen bende geç kaldım arıları besleyip yavruya yatıramadık.

Genede geçmiş yıllara göre çok yol aldık.Hatta süper olduk,bunada şükür.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Ali abi biliyosun ben arıları sagımı takıben beslemeye basladım benımkı bıraz hatta tamamen hayvansever dusunceyle yapılan bir beslemeydi ama şimdi durumlar iyi. Fakat be sene bayağı ilerledik seneye hatalarımız dahada az olacak.

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi herkesin arısı doktor arısı olamıyorki.


Bazı arılar benim gibilerin eline düşerse açlıktan nefesleri kokar.

Birde ben balsız arıları eylülde sağıp,kışa öyle giriyorum.Balsızda arılar yaşarmı bakacağım.::))

hüseyin cengiz dedi ki...

herşey çok güzel ögrenıyom ama burda kek 1 kilo 5 ytl 7 kilo 35 ytl,arıcılıktan para kazanan varmıı

ALİ TÜRK dedi ki...

Hüseyin Almanya'da kek 1 yuro.İnvert şurupta bizim parayla 1,20 kuruş.Bu hesaplarıda karıştıracagız eski parayla birmilyon ikiyüzliraya geliyor.

Darısı bizim başımıza.

TUNCAY ERDEM dedi ki...

ali abi gozlemlerin ve yorumlarin gercekten cok guzel ve dogru..

bu arda purenler masallah cok guzel. ama bu siralar beykozdada mutis sari polen geliyor. orda polen durumu nasill..bide su varki ariyi sagiman sonra kekle veya surupla besliyorsun ama polen olmadimi yavruda olmuyor.. bu konuyada deginmek gerekli..

selamlar..

ALİ TÜRK dedi ki...

Bizim bu bölgenin arısında Trakya sonu polen sorunu olmaz.Nedeni ise zaten kestane balına gittiğimizde çıtalar polenle zaten bloke oluyor.

Trakyadada artık her yerde mısır eksik olmuyor.Yeterki sagımdan sonra kek veya şurupla besle.Fakat arılarımızın başında durmamamız bu işleri yapmak istesekte yapamıyoruz.Ama bir kilo kek falan poşetle verilirse en az 15-20 gün idare eder ve kovanda yavruyu kesmez.


Önümüzde bir örnek var.Örnekte Almanya ve orada her şey bilimsel.Biz oradaki bilgileri kaç tane kitap veya çeviri yapsak bu kadar anlamamız imkansızdı,Mehmet Yüksel'e ne kadar teşekür etsem azdır.