25.09.2008

VARROA MÜCADELESİ VE BİR SÜRÜ SORU İŞARETİ

Son baharda yapılması gereken en önemli işlerden biri varroa mücadelesidir.Bu mücadele yapılırken benim bile bir sürü şey kafama takılmakta.İlk olarak kimyasallara bir göz atacak olursak.

Etken madde olarak amitraz ve flumetrin kullanılıyor.Amitraz dediğimiz kenazın içinde bulunan etken maddedir.

Kenaz'ı kullanmak yasak ama birileri buna ruhsat alıp kartona emdirip size satarsa yasal oluyor. Kenaz'ı çözen madde, selilozik tinerdir, başka şeyle çözülemez...


Bir başka etken maddemiz ise flumetrindir,bu maddede baytikol ve ba-tick denilen kene ilacında vardır.Arıcılar bunu bir şekilde varroaya karşı kullanırlarsa yasak,ama birileri bunu plastiğe emdirip ruhsat alıp satarsa yasal.Doz olayına bakıyorum 1-6 çıtalık kovana bir adet asın diyorlar.Daha yüksek mevcutlulara 2 adet asın diyorlar.Benim kovanım 20 çıta arı desem diyeceklerki 3 tane as.

Arıcılar bir şekilde bu bahsedile etken maddeleri formuller bularak kullanıyorlar.Hem yasal hemde yasal olmayan şekilleriyle.

Gelelim asidlere.Başta formik aside degineyim. Ülkemizde formik asilde mücadele henüz sonuç alınacak şekilde kullanılamıyor.Bu ne demek derseniz,kovanda günlük 8 ile 12 ml olması gerekiyor buharlaşan asidin miktarı.Hiç birimiz daha bir günde buharlaşıp uçsun diye bu dozu kovanına vermemiştir,bende dahil.Az dozlar ve pedlerde verilenler boşuna arıcıyı ugraştırıp yormaktadır.Yukarda verdiğim ölçü miktarı Mehmet Yüksel’in uyguladığı doz ve asid %85 lik.Bizim kulladığımız formikler ise %65 lik artık dozun kaça düştüğünü düşünün.

Ben formik asidi en son şu şekilde kullanmayı düşünüyorum.Kovanı açıp çıtaların üzerine birkaç kez katlanmış el kadar beze formiği enjekte edip daha sonra dört gün arayla bu işi dört sefer yapmayı.Ben bunu uyguladım.Sabaha bez kupkuru oluyor asitte tamamen buharlaşmış.Ama doz konusunda korkuyorum Almanya’daki kadar yüksek vermekten.


Bana göre en etkili ve kullanılması kolay oksalik asiddir.Çıtalara bulaştırılmadan kovanda yavrunun en az olduğu dönemde.Çıta aralarına dökülerek arılarla temeasın sağlanması gerekmektedir.Bu asid formik gibi insana da çok zarar verici bir şey değil.Formikte hata yaparsanız işler sakat.


Birde organik denilen karışımlar var.Bunlar arıların üstündeki varroaları öldürmeyip,çok mentollü bir şey olduklarında.Varroları arının üstünden düşürüyor,yere düşen varroa gene arının tepesine biniyor.Bu karışımları kullanırken kovan alt zemininin elek telli olması gerekiyor.Elek telinin altınada tava turu bir şey konuyor içine yağ türü bir şey sürerseniz düşen varoa orada yapışıp kalıyor.Yani ülkemizde bu tip kovanlar olmadığı için bu mentollü organik ilaçlar bence saçma.Bu mentollü karışımların bir başka sakat tarafı ise kovan kokuları aynı olduğu için yağmaya sebep olmalarıdır.Çünkü herkes aynı kokuyor,istediğin kovana gir çık

Birde doğal yollarla mücadele var.En son çıtaları boş bırakıyorsunuz.İşçi arılarda bunlara erkek gözlü petekler örünce,anaarı erkek yavru yaptığında varoalar erkeklerde ne buluyorsa doluşuyor gözlere.Bu yöntem baharda ve yaz aylarında yapılıyor.Yöntemin başarısı ise bu yolla varroların yüzde ellisi yok edilmiş oluyormuş.Erkek yavrular kapandığında çıtanın içindeki yavrulu peteği kesip alıyorsunuz.

Varroa o kadar zararlı ki bunu anlayamıyoruz.yavru aşamasında işçiye musallat olduysa o arı bize göre sağlam görünse de aslında sakattır.Nasıl kaliteli anaarı süper bir şeyse,işçilerinde bence kaliteli olması lazım.Sakatlanan ve gelişemeyen işçi hiçbir işi tam yapamamaktadır.


Arıcılarımızın varroa konusunda en ilginç söylem ise şudur benim kovanımda bir tane varroa yok,ama kanatsız arı çok demeleri.
Kanatsız arıda varoa olursa olur::))
Birde bazılarının ilaç takıntısı vardır,en iyi ilaç bu diye.Malisef aynı yöntemle devam edildiginde varovalar o ilaçla dost oluyor.Yani devamlı aynı ilaç kullanılırsa varroalara tesir etmiyor.İlaçları devamlı degiştirlmesi gerekiyor.Aynı ilaçta ısrar hüsran olur.
Bu arada Perizin kaynadı,onun etken maddesini bilmiyorum.Çok erken ilk baharda hava sıcaklıkları 15 derece altındayken uygulanırsa kovan sönmeleri kaçınılmazdır.Varoalar bu perizinede alışıyor zamanla perizinde tesirsiz hale geliyor.Perizinin etken maddeside "Coumaphos"muş.Bu maddede kuşlar,balıklar ve diğer su canlılarına zehirliymiş.

NOT:
“Arıcılık bilgi merkezi ve arıcılık bilgi paylaşım forumu” açılmıştır. Ülkemiz arıcılığına inşallah olumlu katkılar yaparız. 01/01/2010
http://www.aribakani.com/

12 yorum:

İlhami Uyar dedi ki...

Sayın Türk formik asitin kullanım sıklığı haftada bir olması gerekiyor bildiğim kadarıyla,kolay gelsin.

Hayati İnal dedi ki...

Haklısın Ali Bey;Bu geçen ilkbaharda kekik yağından süspansiyon hazırladım.Kovanlara haftada bir olmak üzere üç kez sıkarak uyguladım.Ama kafam karıştı.Sanki kekik yağı ana arının yumurta atmasını yavaşlatıyor gibi...Bu tez gelişti kafamda.Arılar 2 haftadır Antalyada...İstediğim gibi yavru atmıyor.1 er kg kek yediler kovan başına...buda cabası...Bakalım gözlemlerimiz ve uygulamalarımızın olumlu ve olumsuzluklarını paylaşacağız.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

arkadaş tıpta gereksiz ilaç kullanmayın diye bir söz vardır. Bunun sebebi ilaçlara karşı gerek insan vucudunda ve en önemlisi de mikroorganizmalarda direnç oluşmasın diyedir. Şimdi aynı ilaç hersene ve her sezon kullanılırsa varroalarda da direnç oluşacağı kesindir. Bu çok önemli bir noktadır zira bu dirençli varrolarda yayılarak toplu kovan sönmelerine neden olabilecektir.
Haha unutmadan ali abi iyiki uyardın be bende evdeki balıklara perizin verecektim:)

Ballı Baba dedi ki...

Ali, biliyoruz ki şimdilik varroa ya tek başına yüzde yüz etkili hiç bir ilaç yoktur. Senin bahsettiğin ilaçların hepsi farklı şeyler, kontak tesirli olanlar ile sistematik etkilileri ayırmak lazım. Bu mevsim kullanılan ilacın ya hemen arkasından yada gelecek mevsimde mutlaka farklı bir ilaç kullanmak lazım ki varroaların direnç kazanmak üzere olanlarıda yok edebilelim. Bayvarol kullandığım için biliyorum arılı 5 çerçeveye bir şerit kullanılıyor, pvc ye emdirilen flumetrin ile büyükbaşlarda kullanılanın dosajı farklıdır. Tarlada yetişen beyaz turp ile siyah turp arasında çok fark var....EN İYİ VARROA İLACI ZAMANINDA YAPILAN TOPLU İLAÇLAMADIR

Büyükdereli Ayhan dedi ki...

Aynı ilacı kullanmakta ısrarlı olunmaması gerekir . Çünkü varroa nın aynı ilaca karşı zamanla bağışıklık kazandığı uzmanlarca belirtiliyor.Piyasada o kadar değişik varroa ilacı varki . 5 10 kovan arı olsa maliyeti nekadar olursa olsun hangi ilacı kullansan farketmez. Birde 100'lerce kovanı olan bir arıcıyı düşünün . tamam ilaçlama bir sefer olacak olsa neyse . İlaçlama sayısı arttıkça maliyette fazlalaşıyor. Ben de diyorum ki ; varroa da asit kullanımını göz ardı etmeyelim.
Selahattin beyin dediği gibi en etkili varroa ilacı zamanında ve aynı çevrede bulunan arıcıların aynı anda yaptığı ilaçlamadır.
Selamlar

ALİ TÜRK dedi ki...

İlhami abi senin bahsettiğin oksalik asittir haftada bir olan.Ben formik asidi başka bir tarzda kullanacagımı açıkladım.Bu tarz aynı duman verir gibi o gecelik etki gösterecek.Dışardaki varroaları öldürmüş olacagım.Gözden yeni çıkan varroalar dışarda üç gün gezdikten sonra dördüncü günü larvalara dalış yaparlar,bunun için dört günde bir dedim.


Hayati bey hiç bir arı hiçbir ilacı sevmiyor zaten.Hangisini verirseniz verin mutlaka rahatsız olacaktırlar.


Muhteşem abi balıkları öldürmekle kalmayıp,bir çay kaşıgı içersen insanıda öldürüyormuş perizin.Kendine dikkat et.Bu ilaçlar doktor moktor anlamaz ona göre::))


Selahattin abinin zamanında ilaç kullanılma önerisi çok güzel.Bizde bu işleri yaparken birlikte hareket etmek yok.Ayrıca bir ilaca bağımlı kalmamayı herkes öğrenmeye başladı.


Benimde asıl dikkat çekmek istedigim konu fiyatlardı.Ayhan abide onu yakalamış.Hobici bir kaç kovanına ne kullansa olurda çok arısı olanlar,arılarının nesine para yetiştirecek.Dün biri de kek 5-7 lira diyordu::))

Allahtan bizim arıcılar kimyagerler gibidirler,her türlü olumsuzlukları olumluya çeviriyorlar.Tabir yerindeysen tekeden süt çıkarırlar be.


Herkeste biliyorki,bu işi arıcı kendi yöntemleriyle hallediyor.Herkesin ayrı gizemli formülleri var.Şimdi bakıyorum aynı ilaç yörelere göre formüllerle üretilip kullanılmaya devam ediliyor.

Amatör dedi ki...

Ali abi arıcı bloglaranı davanlı takip ederim.
Herkes farklı faklı uygulama yapıyor bence internet kullanan arıcılar birlite aynı uygulamayı yapsa bunun yanında arılıgında bir kaç kovanı numune olarak herkes farlı ilacı. Uygulasa ve gözlemlerini paylaşsa daha iyi olur gibi geliyor bana benim fikrim.Ha birde ormana atıp gidenler var onlarıda bulup veya bir notla uyarmamız lazım.Birde kovanlarımızın bir kenarına hepimiz telefon numarasını yazarsa o kovanların kimin olduguna daha hızlı ulaşabiliriz.Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

ALİ TÜRK dedi ki...

Sayın Mustafa kardeşim,bizim her şeyi yapma şansımız yok.Sürelerimiz kısıtlı,birde her şeyi yapmaya kalkarsan işlerin içinde boguluyorsun.Bu sene bayağı sıkıntı çektim.Bal sağımına girmişin,az kişisin.Ne yemek yapanın var ne bir çay bunlar bile işi o kadar aksatıp süre kaybı yapıyorki sorma.Yemek molası veriyorsun bir sürü hazırlaması yemesi çay yapmaya kalksan süre o kadar kıymetliki.Tabi bunları yaşayan ve çekenler bilir.İlaçlar ve uygulamarda eskiye oranla sıkıntılarımız kalmadı,dahada iyiye doğru gidiyoruz herkes rahat olsun.


Bu ormana arı atıp gidenlerin bir kaçının canını yakmak için çalışıyoruz.Bunuda zevk için yapmıyacagız.Kim nereden geliyor nereye gidiyor bilinsin.Kaymakamlıga bu kimsesiz kovanlara sahipsizlik uygulansın teklifi sunduk,ilçe tarım yetkilileri gidip tespitleri yaptı ve kiminde belli degil.

Sahipsizlik uygulandıgında oradaki kovanlara devlet adına el konuyormuş.

Biz o kadar sıkışık zamanlarda bile saga sola giderken evrak peşinde koşalım.Millet aldımı,çaldımı,hastalıklımı,arılar açmı belli degil at git.Buna çözüm bulunmalı.

onderharman dedi ki...

Şöyle bir baktım her kafadan birses çıkıyo .bu konuda biz arıcıları aydınlatacak bir kurum kuruluş veya uzmanlık yok mu ,türkiye gibi 70 milyonun yaşadığı bi ülkede.
sanırım bildiğimiz duyduğumuz ilaçları uygulayıp arıların bahara çıkması için allaha dua etmekten başka şansımız yok.peki allahın sevgili kulları olan bazı arıcılar yırttı, diğerleri ne yapacak.

ALİ TÜRK dedi ki...

Önderciğim 70 milyonu biz aydılatıyozya,yoksa ışık o tarafa azmı geldi.

Hatta arıcı bilim adamlarının bile aşırı aydınlamadan güneş gözlügü taktıgı duyumları alıyorum::))

Bildigin duydugunu kullan,arının balı varsa bahara çıkar kafanı yorma,dedigin gib birde duayı eksik etme.

Duayı çok edersen sende Allahın sevgilileri arasına girersin::))

Sevgili oldunmu sende yırtarsın,bu bilgileri kimseye vermem sevildigini bil.Bilecik'e seelamlar ve hayırlı bayramlar.

Simge Makina dedi ki...

Çok haklısınız Ali bey. Bir çıkar gütmektenmidir yoksa takıntımıdır anlaadım ama birçok yerde insanlar sadece varroa ilaçları için değil bir çok arı ürünü için aynı söylemleri ısrarla sürdürüyorlar. Neymiş ruhsatı varsa bu ilaç uygundu. Ben kullanıyorsam bu arı ırkı iyidir. Ben sevmemişsem bu tür kovan kullanışsızdır gibi. Hayırlı günler diliyorum.

ALİ TÜRK dedi ki...

Sonuçta hobiciler için malzeme, ilaç ırk o kadar önemli degil.
Arıcılıktan geçimini yapamlara malzeme ayrı bir kambur, ilça ayrı bir yük, verimsiz ve zaytıf koloniler emekleri boşa çıkartmaktadır.

Ülke olarak arıcılıkta ıslah çalışmasını başlatamamışız, kim ne bulur ise onu kullanıyor, yabancı ülkelerle aramızda bal üretiminde bile uçurumlar var, ülkemizde ise şubatta başlayan nektar akımı kasım ayına kadar devam etmektedir.
Bu kadar uzun nektar akımı olan yerde üretim koloni başına çok düşük, bunun bir sürü nedeni var, kapsamlı bir şekilde hepsi ele alınmalı. Bu geri kalmışlıgın altında malzeme, ilaç, arı ırkları, arıcıların koloniyi yönetememsi ve geleneklerden kopmaması gibi ayakları var, bilimcilerimiz arıcılarımızdan dahada geri.
Kalın sağlıcakla.