9.01.2009

ARICILIKTA DOĞRULAR VE YANLIŞLARIMIZ

Arıcılık devamlı bir periyot içerisinde yapılan işlerde denebilir. Yaptığımız işlemler doğruda olsa, yanlışta olsa yıllar boyu devam eder durur. Şimdilerde geldiğimiz nokta ise gelenekçilikle bilimsel arasında sıkışıp kaldık.

Arıcılığı gereği gibi bilmediğimizden kendimize öyle işler çıkardık ki sormayın. Yabancı ülkelerdeki arıcılara bakıyoruz, son bahar gelmeden kovandaki işçi arı nüfusunu doruğa çıkarıp, kovanın ihtiyacı olan yiyeceği stokla tıp artık baharı beklemekten başka işleri kalmıyor. Ayrıca bu stokun nisan ayına kadar yeterli olduğu ve bahar beslemesi de yapmıyorlar. Tüm işlemler bir önceki sezonda bitirilmiş, yapmanız gereken bir işte kalmamış oluyor.


Bizdeki gelenek arıcılığında hiç iş bitmiyor. Bu işlerinde bilimsel bir kaynağı da yok. Zamansız kek ve şurup lamalar arıların dengesini bozup hastalıklara da çanak tutmaktadır. Arı salkıma girecek, çıtaların üstüne verilen kekler sayesinde salkım bozulmaktadır. Zaten kek son bahar ve kışın verilecek bir besin değildir, hatada burada başlıyor. Kekin alınması ve sindirilmesi çok zor, arılar alırken de sindirirken de kendi ömürlerini bitirmekteler. Bu arılar kış arısıdır ve yedekleri de yoktur, sizi bahara taşıyacak arılara yazık edilmekte. Bu arıların kesinlikle yorulmaması gerekmekte. Daha bunların bilincine şimdilik ülke olarak varamadık.


Bir başka gözlemim ise arılarına çok iyi bakım yapmalarına rağmen bir türlü gelişemeyen kovanlar. Burada arıcının hatası bilinçsiz teşvik yapmasıdır. Genelde arıcılığa yeni başlayanlarda bu durum görülüyor. Asıl buradaki sorun şudur, kovandan bal hasadı yaparken korkuluyor aman arım balsız kalmasın diye. Bu durum kovandaki bir çok çıtanın balla dolu bırakılmasından kaynaklanır. Yani çıtalar bal veya polenle bloke olmuş. Anaarıyı da ballı ve polenli çıtalar arsasında bloke ediliyor. Siz bu arıya ister teşvik şurubu verin, ister teşvik için kek verin hiçbir şey fark etmeyecektir. Anaarı yumurta atması için boş petek bulamamakta. Yapmış olduğunuz teşviklerde daha da sorunu büyütecek blokeyi artıracaktır.

En büyük eksiğimiz ise başı boş arıcılık yapmamızdır. Birileri çok iyi arı kovanlarına baktığını düşünürken kovanlarını geliştirememekte, bir başkası da her şeyi oluruna bırakmış geleneklere göre arıcılık yapmaktadır.Yani saldım çayıra mevlam kayıra metodu. Başı boş arıcılıkta belli bir sistem ve şablon yoktur. Arıcı ne duyduysa ne gördüyse uygulamaya kalkar, sonrada başarı bekler suçlular arar. Gelenek arıcılığında en büyük örnekler yılların arıcısı gösterilir, bu arıcılar bilgi deryası olarak görülürler ve bir dedikleri çok yanlışta olsa iki edilmez.



Arıcılığı bilinçli yapan ülkelerde kontrol tamamen arıcıdadır,bizdeki gibi başı boşluk yok.Arıcılığın her aşamasında arıcı durumlara hakim olursa istenilen sonuçları almak çok kolay oluyor.Bir düşünelim şimdi. Almanya da son bahara kadar arılar güçlendirildi,güçlü olmayanlarda birleştirildi.Mevcut sorunu yok.Yiyecek konusu da arıcının kontrolünde tamamlandı,artık şubat ayına kadar yiyecek vermeye de gerek yok.Yazın yapmışlardı en son salkımdaki arıya birde oksalik uygulandı varroa işide bitti.Şimdi arıcı ne yapıyor kirazların çiçek açacağı zamana kadar kovanlarında iş kalmadı, ayrıca içerdeki bal genellikle nisan ayına kadar yetiyor.Ne kışın kek nede şurup verildi.Birde işin garibi bahar beslemesi diye de bir gelenekleri yok.Şimdi bu kovan hasta olur mu veya verimden düşer mi.Tüm çıtaları bloke edip,birde havalandırmaları açıyorlar arı mecbur üşüyüp salkıma girmek zorunda.Salkımdaki arıda baharı beklerken en az mevcut kaybıyla bahara çıkıyorlar.


Bizdeki arıcılığa dönersek, arıcı kovanlarına genelde mevsimin hiç bir dönemimde hâkim değil. Zaten hâkim olaydık böyle zayıf arılarla arıcılık yapmazdık. Aslında zayıf arılara hâkimiyeti bırakın mahkûm ediyoruz kendimizi. Baharda besle yaz boyu gelişsin diye bakım yap, birde bahara kadar teşvikle oh be. Avrupalı uğraşmadan kovan başı 50 kilo civarı bal alırken biz başımızı kaldırmıyoruz durumlarımız ortada. Şu an öyle bir yere geldik ki sormayın. Bir yerde geleneksel arıcılığımız bir yerde batı arıcılığı ve ikisi arasında bocalayan üçüncü bir arıcı gurup. Ne yârden ne serden geçebiliyoruz anlayacağınız. Sorun hep aynı kışa zayıf gir, bahara zayıf çık, tekrar kışa kadar tırmala dur, dön babam dön. Bunları bir halledebilirsek çok kısa sürede çok uzun yollar alacağız.

Arılarımız kışa güçlü girseler bile, rahat duramayıp olmadık işler yapıp arıların ayarını ve mevcudunu bozuyoruz.Nasıl mı?, güçlü veya zayıf arıya zamansız verdiğimiz kek arıyı kış günü suya sevk edecektir.Suya giden arılarda bir daha geri gelemezler. Aslında arılarımızın balını tamamlayıp, onları kendi haline bıraksak, bahara daha güçlü çıkacaklardır. Kendi haline bırakılan arılarımız doğal hayattaki gibi havalar soğuduğunda salkıma girip su ihtiyacı ve dolayısıyla nüfus kaybı olmayacaktır. Bir konu üstünde ne kadar düşünülürse o kadar değişik fikirler oluşuyor.


Şimdilerde kışın arı kovanlarına kek verin diyenler, yazıp çizseler bir bilsek doğruları nelerdir.
Dünya kadar araştırma yaptım, hiçbir kaynakta 11.ayda kek verin diyen bir üniversite yazılımı yok Türkiye’de. Tüm beslemeler yâda teşvikler 10.ayda sonlandırılmış ve en erken besleme ve teşviklere şubatta başlanılmış, Ayrıca bu uygulamaların yapıldığı yerler ülkemizin en sıcak bölgeleri, kış olmayan yerler bile desek olur. Yurt dışında da buna yakın tarihlerde aynı işlemler yapılıyor. Bu işlere karşı çıkanların dayanakları nelerdir. Şimdi ben balkondaki kara kovanı zamansız besledim ve durum ortada, hava soğudu yavru vardı hemen hayvan sökmeye başladı. Bu kara kovan tüm tehlikelere açıktır. Zaten yavru olan kovanda hiçbir zaman kış ayına uyarlı bir durum olmaz. Kovanda yavru olunca ısı yüksek, yavrulara su lazım. Hava soğumuş bir türlü salkıma giremiyor. Nedeni hayvanları kendi haline bırakmıyorum ki. Bu sene bu yazılar işe yaramayacak ama önümüzdeki senelere lazım olacaktır. İnşallah bundan sonra arı kovanlarının mahkumu değil hakimi olanlardan oluruz.

19 yorum:

yalovalı arıcı dedi ki...

sadece tebrikler...
bu kadar güzel özetlenen bilgilendirici bir makale olamazdı tam arı bakanına göre bir yazı.
tabi ki anlayana....

muratakın dedi ki...

Sayın Ali Türk:

Dayak yiye yiye dayak atmasını öğreneceğiz.

Ama bilimin ve mantığın ışığı altında çok çabuk uyanmak şartıyla, geç kalırsak nasıl olur bilemem.

Saygılar.

PINARHİSARLI ARICI dedi ki...

Sayın arı bakanım yine dogruları ve biz arıcıları bilginiz ve araştırmalarınız sonucunda gelin bu işten para kazanın diye uyarmış sınız, sag olun . devlet okul açmış araştırma yaptırmış ama arıcılık bilgi aktarımı olmamış verilen egitimler basit yetersiz olmuş olsun diye yapılmış halka arıcıya ulaşmamış sonuçta arıcılıkta ya babadan yada meraktan arıcı takibi ile anlatılımlarla uygulanıyor biz ana arıya para öderken sen oynarcasına ana üretiyorsun bizede çok şeyler ögrettin kafamızdaki tabuları korkuları yıkıp yol gösterdin ben şimdi kendi arılarımı ıslah etme yoluna giriyorum arılarım benim arılarım olacak besleme konusuda bu yıl bal sagımından sonra uygulanacak ,Bence arıcılara faydalı bilgi paylaşımı senin yaptıgın bu olmalı teşekkürler
kolaygelsin

ALİ TÜRK dedi ki...

Yalovalı kardeşim isteyen anlar istemeyen anlamaz, herkesin kendi bilecegi iş biz anladıklarımızı anlatmaya devam ediyoruz.

Murat abi,ne dayat yiyelim nede alatalım.Arıcılığı bilinçli yapalım diye yazdım.Zamanında bende çok hatalar yaptım ve halada hatam var.Üç çıtayla kışa giren arım var bir iki tane.

Bilim ve mantık adına yapalımda nasıl olacak bu işler.Hadi eskiden bazı şeyleri bilmiyorduk.Ne duyarsak veya tavsiye edilirse yapıyorduk.İşlerin bir şablonu ortaya çıkmışken bile bir birlik başkanın kışın ortasında kek şiparişi toplaması ne kadar ilerlediğimizi kanıtladı,ben bekledim birileri bir şey dermi diye kimsedende gık çıkmadı.Ne kadar bilim ve mantıklı gidiyoruz bu olayı arıcıların düşünmesini istiyorum.Bu konu için yazılacak çok şeyim var şimdilik bu yeter sanırım.

Ali Osman abi,inşallah daha neler yapacagız o günler gelecek.İnşallah arıcıların üretimi sadece Trakyada üç katına çıkacaktır.Ben ne demişsem bunu yapmışımdır,İnşallah Allah ömür verirse bunlarıda görecegiz.

Bunun için oğul vermeyen arıya iki kuluçkalık, ikikatta ballıklı koavanalara ihtiyacımız var.Ben bu dediklerimi bu sene yetiştiremem ama bir sonrası yıl olacaktır.Yani arıcımız hiç başka çiçege gitmeden hazırlayacağı kovanı sadece ayçiçegine soksa,3 teneke bal alacaktır.Yeterki o kovanları oluşturalım.Buda bir kovanda degil tüm kovanlarda olacak inşallah.

hüseyin cengiz dedi ki...

acemiler arada kalıyo ali abi ben internette bi resimde gördum kışın toz şeker dökuyodu bende kekte olur dıyodum allahtan sormusum size nerden bileyım suya gider geri gelmez arı eğitimini almadıkki mecburen gördugumuzu uyguluyoruz ben kendi adıma çok faydalanıyorum sizlerden biliyorum başkalarıda var faydalanan,herşey için teşekkürler bizi kurda kuşa yem etmiyonuz.

ALİ TÜRK dedi ki...

Hüseyin o kovandakilere dökülen toz şeker degil pudra şekeridir.Varroayla mücadele yömtemlerindede biridir.Bazı yerlerde böyle mücadele edenlerde var,arıların üstüne pudra şekeri döküyorlar varrova bir şekilde artık arıya tutunamıyor ve düşüyor.Zaten üstü tozlanan arılarda birbirini temizlerkende ,ayrıca birbirlerini tımar etmiş oluyorlar.Buda varroaların ayıklaması olurmu bilemiyorum.

Bu yorum eksik kaldı sanırım,yorumu atan kişi daha önce bir haberi sormuştu bana.Tüm kovana boydan boya pudra şekeri dökülmüştü.Bu bir varroa mücadele yöntemiydi.

Birde mugla civarlarında duyduğum bir toz şekerle besleme şekli var.Onuda tam bilmiyorum,bir ara gündemede getirmiştim ama tam bilen çıkmadı.

Mehmet Yüksel dedi ki...

Ali abi verdiğin bilgiler Türkiye arıcılığı için çok faydalı bilgiler.
Kısaca anlatılmış herşey anlamak istemeyenler anlamasın.
Benim yaşadığım ülke Almanya arıcılığı öprendiğim yer burası
bana öğretilenlerin doğru olduğuna bir alman kadar inanıyor ve uyguluyorum o yüzden Alman arıcılığına laf edenler için bir çift lafım var.
Bütün arıcılık tarihine baktığımızda Almanlar buluşcu olduklarından çağ atlayan kişiler
hep onlar olmuştur,ben burada almanların yerine biz Türkler olmasını çok isterdim ve inşallah bir gün olacaktır.
Geçmiş tarihe bakarsak almanlardan
ismi duyulmuş kişiler kısaca sıralayım.
1811 senesinden Dzierzon Johannes
1815 August Freiherr von Berlepsch
1816 Mehring Johannes temel peteği bulan kişi.
1851 Kuntzsch Max
1863 Freudenstein Heinrich kendisi kışın şeker şurubu ile arı beslenmesine karşı gelen kişi,çam balını kışın kovanda bıraktı ve bütün arılığı söndü.
Şu an bizim tartışma konumuz olan mevzu almanlarda 1863 ile 1935 yıllarında yapılmış zaten.
1866 Prof Armbruster Ludwig.
1873 Prof Zander Enoch.
1886 Prof Frisch Karl Uni Münich.
1918 Prof Dr.Martin Lindauer.
ve ismini hatırladığım en son değerli kişi.
1898-1996 Bruder Adam Kehrle
Buckfast arısını bulan kişi.
Değerli arı dostları bu kişiler çok eski zamandan beri bu işler ile uğraşıyor deneyleri ve teçrübeleri olan kişiler hepsi bilim adamı ve marangoz ilk temel peteği bulan kişi bir marangoz kalıbını ahşapdan yapmış.
Jenter bile alman ana arı üretiminde çok güzel buluş yapmış.
Almanları lütfen küçümsemeyin kimlerin nereden bilgi aldığı belli zaten.
Daha halen kaçırdıkları Afrika katil arıları yakalamaya çalışıyorlar nasıl islah yapacaklarsa.
Yurt dışında kullandıkları suni dölleme aletleri bile alman yapımı,
almanlar kendi içat ettiği aletleri mi öğrenmeye geliyor anlamadım.

Sonuçta az birşey yazacaktım biraz uzadı kusura bakmayın.

Türk arıcılığ için bilgi paylaşımına devam.

Selamlar saygılar.

fatih güneş dedi ki...

ya bir yanlış var ise düzeltmek gerekir arkadaşlar gördüm dayanamadım.Pudra şekeri varroa mücadele yöntemi değildir. sadece varroa sayısını belirleme yöntemidir...........

ÜNAL MARKET dedi ki...

Ali abi çok güzel bir yazı olmuş.İyi araştırıldığı hemen farkediliyor,bu da arştırmadan sormadan ve uygulamadan arıcılığın çok eksik olacağını gösteriyor.
Yanlız bir konuya değinmeden edemiycem ;arıcıların bulundukları bölgelerde hava ve iklim şartlarını çok iyi bilmeli bakım ve beslemelerini buna göre yapmaya dikkat etmeleridir.Evet bana görede 10 cu aydan ittibaren besleme yapırması oldukça sakıncalı , yanlız havaların çok iyi gitmesi ve koloninin güçlü olması durumunda eğer arı dışarıda yeteri kadar bal bulamıyorsa kovandan tüketecek ve stoklarını azaltacaktır,bu durumda azar azar besleme yapılmalı kanatindeyim.

ALİ TÜRK dedi ki...

Mehmet kardeşim işin aslı şudur.Piyasada çok bilmiş geçinen arıcılarımız vardı.Bildiklerinide başkalarna kurslarda falan öğretirler.Şimdi bizim dediklerimizle bu bilgiler çelişmeye başladı.Onlar ne yaparsa doğru biz ne yaparsak yanlış bilgi olmaya başladılar.Artık eski havalarıda kalmadı bu şahısların.Artık her yaptıkları kendilerini dahada kötü hale getirmekte bunu açık açık gözlemliyorum.

Gelelim bilim adamlarımıza.Bilim adamları lak lak yapmazlar,icraat yaparlar.Her gün bilimime ne katabilirim diye canla başla çalışırlar.Kalkmış şimdide amerikayı övüyor,ben bu şahsı tanıdığımdan beri ıslah yapacak,halada aynı şeyleri tekrar ediyor.Yok beni linklerden sildilerde falan filanı bırakacaksın.İşlere o açıdan bakacak olursak,ilk anarto maduru benim,ilk Anarto blogunda yazarlıgım alınarak linkimde silinmişti.Bu beni ilgilendimedi ben işime bakmışım.Artık arıcılarımız cin gibi kim ne yapıyor kimde lak lak peşinde ortaya çıkmıştır.Bilim adamıyım diye kimseye tepeden bakmaya hakkın yok,atmış olduğun yorumlarda ve sonra güya altan aldığın yorumunda bile hala karşındakileri küçümseyerek bir yere varamayacaksın.Zaten sizin gibi bilim adamlarımız olduğu için bu hallerdeyiz.Sizi ıslah yapacak diye ömrümün sonuna kadar bekleyecekmiyim.Ben kıtalar arsı arı getirmedim,getirdigim arıda bu bölgenin arısı.Başarısız olursamda bunu herkes görecek,ben ne yapıyorsam gelip arılığımda görebilir.Bizde bir söz vardır, leylegin ömrü lak lakla geçermiş diye.Ülkeye faydan olacaksa bilgilerini paylaşırsın yoksa bir kaç gün siteni zayaret eden olabilir sonra tekrar rafa gidersin.



Fatih sonuçta arının üstüne pudra şekeri dökülmesi varovayla alakalı bir konudur.Birde yemliğe kuru şeker dökenler var beslemek için.Bu ikisi ayrı işlerdir.

Osman kardeşim bu belkide en uzun sürede yadığım yazıdır.İnvert şurup yazıları çıkınca askıya aldım.Bu yazya 20/12/2008 de başlamıştım.Yaklaşık üç haftada bitti.Birde yazıyı yazarken araştırma yetmiyor bazı konuları soruşturuyorumda.

Şimdi diyorsunki iklim koşulları degişik doğrudur.Fakat sonuçta biz kışın içindeyiz,önümüzü göremiyoruz.Kekle beslemeler bunun için yanlış,kekle beslendiğinde arı yavruya yatar.Yavruya yatan arıları görüyoruz karakış olsada kar falan dinlemeyip suya gidecek.İçersi 35 derece sıcak,dışarsı eski olan yerlere bir bak,arı fırlamış gitmiş kara çakılmış.Ölü atacak olsa hemen kovanın dibine düşerler ve ileriye doğru arılar azalır.Arının besin sorunu varsa şurup verilerek açık kapatılır,az az besleme teşvik alğılaması yapar kovana.Arılar 7 derece altında felç oluyorlar.Kovandan çıkıp giden arı gölge bir yere kondumu kalkamıyor.Biz sanki arılarımızı aç sokuyoruz gibime geliyor bu kek işide oradan kaynaklanıyor.Buda işte kovanlarımıza hakim olamaktan kaynaklanıyor.Kovanın gıda ihtiyacı varsa,bunu koyu şurupla ve en kısa sürede tamamlamak gerekli.İş uzadıkça yavru işleri başlar ve yavru olaylarıda işte görüyoruz yavru çürügü olmayan yer kalmadı.Asıl sorun bu hastalıklar.Bu hastalıklarda işte zamansız arıya verilen teşvikler neden olmaktadır.Kışın arı yavru yapmasa nasıl hastalansınki.Bazı şeylerin tohumlarını kendimiz atıyoruz farkındada degiliz.

Almanlar işi çözmüş,onuncu ayda bir yükleme yapıyorlar bahara kadarda az çok besleme işi kalmıyor artık.Sadece baharı beklemek var.

Birde biz her akşam Mehmet ve Muhteşem abiyle üçümüz kafamıza ne takılırsa Mehmete soruyoruz,Mehmet bilmediklerini öğrenip ertesi günü alıyoruz bazı cevapları.

onderharman dedi ki...

dogru bildiğimiz herşey yalan oldu.
arıcılıkta bile tabular yaşıyoruz.ama araştırma ve bilimin elinde tabular buz gibi sertde olsa erimeye mahkum.

ALİ TÜRK dedi ki...

Önder ben dedim diye doğrulara çogu kişi karşı çıktı .Şimdi ne diyecekler bakalım.Benim dediklerimi şimdi Muhsin hoca dedi.Şimdi nasıl kıvıracaklar onu merak ediyorum.Biz bunu mucadelesini aylardır veriyorduk.Çoğu kişi karşımıza çıkamayıp artık kulis yapıyordu.Buyursunlar şimdi ne yapacaklarsa.?

http://video.google.com/videoplay?docid=-3175561978244764672

Kenbiloğlu dedi ki...

Sayın Ali abi,

ben bu konuyu tam bir sene önce Muhsin Hocanın seminerinde dinlemiştim ve aktarmıştım kendimde aynen uyguladım fazla ısrara gerek yok alan alır bilgiyi almayan almaz
selamlar
http://kenbiloglu.blogspot.com/2008/01/muhsin-doarolu-nun-seminerinden-notlar.html

ALİ TÜRK dedi ki...

İsmail kek konusunun aydınlatılması iyi oldu,sırada invert şurup var bu iki hadise çok önemli.Fakat henğz bilim adamlarımız İnvert şurubu araştırmadılar sanırım.

Çünkü Yabancı ülkelerde İnvert şurup kullanıldığına göre birde bu ülkeler avrupa ülkesiyse bunu düşünmek lazım.Önemli olan arıcıların işlerinin kolaylaştırılmasıdır.

Sen iki sene önce kışın arıya kek verecem diye bekledin durdun.Pudra şekeride bulamadın ve dolayısı ile kek veremedin bir kovan arın açılıktan öldü.Şimdiki bilgin olsaydı o arı ölürmüydü.Benim anlatmak istediklerim bunlar.

Enver TUĞ dedi ki...

Ben şahsım adına söyliyeyim. Ali abi ve Mehmet abi, benim gibi daha otobüsü olmayan hatta mavin statüsüne erişememiş 0 km olan birisi için verdiğiniz bilgiler çok değerli. Ali abi çok yakında inşallah otobüsü alıcam.

ALİ TÜRK dedi ki...

Hah şöyle,kenardan arıcılık olmaz.Direksiyona ne zaman geçerseniz o zaman arıcı olursunuz,yıllarca muavinlik yapmak şöförlük degildir::)))

Hadi göreyim sizi,bu gidişle inşallah ülke komple arıcı olmaz.::)))

cihat dedi ki...

sn Ali bey arıcılık duruma ve bölgelere göre değişkendir kek hususuna gelince kovanda açlık tehlikesi dışında diyer tüm durumlarda sıcak bakmam kışın arıları keke muhtaç bırakanlar düşünsün ülkemizde bile bölgeler arası farklar varken başka ülkelerle kıyaslama yapmanızı doğru bulmuyorum saygılar

ALİ TÜRK dedi ki...

Zaten herkes katılacak diye bir şey yok,katılmayan katılmaz.Ülkede bilim adamları bile aynı görüşte degilki arıcılar aynı görüşte birleşsin.

mustafa77 dedi ki...

yazının tamamı çok güzel açık ve net. Ama son cümle bitirici.. kovanların mahkumu değil hakimi oluruz.. :) çok beğendim..