24.11.2009

22 KASIM 2009 DAN GERİDE KALANLAR

22 Kasım 2009 pazar günü. Gebze'deki arlıkta işleri bitirir bitirmez ormandaki arılığımın oldugu yere gittim. Gebze'de son yapmış oldugumuz işler bir sonraki paylaşımda olacak. Ormanda hala kocayemiş çiçekleri açmaya devam ediyor. Kocayemişlerde resim aldıgım saatlerde hava iyice serinlemişti sadece bir bal arısının uçup gittiğini görebildim. Fakat bambus arıları nektar topluyorlardı.
Arılıga gittigimde hava soğumadan ilk işlerimden birisi daha önce iki filimini yayınladıgım bu kovandı, hemen son filminide çekip içinden bir boş ve bir ballı çıtasını aldım. Bu kovanın filmi tekrar diger filimlerin altına atılacak konuyu bağlama açısından. Bundan önceki filim 14 gün öncesi çekilmişti, bir önceki filimde 14 gün öncesinin, yani bu kovanın 42 günde 3 filmi var elimizde. Yavru faliyeti bu kovanda tamamen bitmiş kovan yarı salkımdaydı, gidip gelmeler olsada arılar son baharda mod degiştirip, gayet yavaş hareket etmeye özen gösteriyorlar siz bir şekilde ayarlarını bozmadıgınızda tabiki. Bunu niçin yazıyorum, bu kovana şimdi bir kilo kek verin, bulundukları viteste bu kek almaları imkansız olduklarından vites büyütüp çalışmak zorunda kalacaklar ve bu çalışma ise kış arılarana çok büyük darbedir.
Arımızın yiyecegi yoksa şurup verip bir hafta kovanın ayarınızı bozacagınıza bir gün bozun şurubu çekip yatsın. Kek verdiginizde yarım kilo keki alabilmek için en az bir hafta arılar didinip durmakta, biz daha arıyı koruyup kolalamasını öğrenemedik, salkıma girmek üzere olan arılara kek verenler bunları bir gözden geçirmeli.
Kek arıyı bitirir, çünkü kış arılarının yedekleri yok. hazır elimizdeki kadroyu niye kırıyoruzki. Arılar bitti diyenler uygulamalarına bir baksınlar, nerelerde hata yapılmış.

İkinci kontrol ettiğim kovan ise şampiyonun kızlarından biriydi, bu kovanın anasını kıyıp öldüremedim. Anasını tutmadı, şu an 5-6 çıta arısı vardır ama bunun anası 10 çıta altına düşen bir arı degildi, anaarısınıda oğul vererek kendisi üretti ve seçti. Şampiyonun kızları karışık renkli olurdu bunlarda öyle belleri sarı ama gelişmesi sezon boyu anasını tutmadı, bunun birde kardeşi var o bundan daha zayıf. Yani arılıgınızdaki iyi arılardan anaarı üretildiginde iyi anaarılar yakalama şanslarınız meçuldür. Bu ıslah işidir ve işiniz sadece ıslah olmalı, bizim gibi hem bala hem anaarıya hem marangozluga hemde gezginci arıcılık yapan kişilerin işi degil. Anaarı üretilecekse maceraya girmeyip, bir yolunu bularak damızlık anaarıdan anaarı üretilmelirdir. Damızlıktan üretilen anaların hemen hemen hepsi kalite ve niteliği aynı ayarda olur, üretimdeki uyulacak hususlarda hata yapılmadıgı sürece. Şampiyonun 5 çıta filan ful arısı var, şu an 7 çıtada tutmaktayım. Kışlarken ortada boş çıta varsa kenara alıp, ballıları merkezleyip hiç besleme yapmadan bu kovanlar bahara kadar gidecek. Geçen senede kış boyu ne kovan açtık nede besleme yapıldı. Balı varsa sorun yok.
Arılarınızın yiyecek sıkıntısı varsa poşetle koyu şurup vermek kadar ideal besleme şekli yoktur. Çünkü poşette verilen şurup arının üstünde olacak ve kendisi istenilen ılıklıkta ve arılar yemliklere gidip gelemeyecek ve bogulmayacaktır. Özellikle zayıf arılar salkımdan yemliğe gittiğinde salkım sıcaklıgı olmadıgı için yemlikte ölürler ve geri gelemezler.
Kontrol sırası arılıkta bir katlı kovanım vardı, bu arı 8 çıta bal yaptı 4-5 çıtasını sırladı. Tam bu resimleri çekiyordum bir inleme sesi başladıki. Hemen resimi filan bırakıp Trakyadan geldiğimden beri ilk defa kovanın katını alıp alttan çıta çektim. Kovan anasız son çıkan yavruların yeri boş kalmış, bu güçteki kovanda boş yavru gözleri varsa mutlaka yavru olmalıydı, ne kapalı nede açık yavru bulamadım.
Bu balda kattaki ballardan birisidir, ormandaki püren balı. Kovanlarım gelişmesine ragmen bu güce hepsi çıkamadılar. Benim ilerdeki hedefim tüm kovanların 20 çıtalı kuluçkalı olması. Bunu inşallah önümüzdeki sene görecegiz, biz arıları yönetirken hatalar yapıyoruz. Bu hatalarımızı kış boyu yazacağım, degişik gözlemlerim var.
Kovan anasız ve en iyi kovanım. Buna hemende anaarı verilmesi gerekiyor, hemen 4-5 çıtalık bir kovan vardı gelişmiyor diye anaarısını degiştigim 6 kovandan birisi. Hemen onlardan birisinin anasını alıp, bu kovana vereyim dedim, işede tersten başladık. Önce kafes ve keki hazırlamadım, gidip anaarıyı kovandan aldım, kafesi ayarladım keki bulamadım. Avucumda anaarı dolaşıp duruyorum. Arılarda çok çaresiz kanat çırpıyorlar, hemen bir yöntem vardı onu uyguladım.
Anaarıyı kovan önüne bıraktıgım örtü tahtasına bırakıp, arıları yere ve örtü tahtasına silkelemeye başladım.
Bir elimde makinaylada bunları filimledim, bir elimlede arıyı yere vuruyorum. Doktorumda diyorki makinayı kuracagın bir tripot al, dedimki benim tarzım böyle, kimisi bakım yaparken resim çekemez biz neler yapıyoruz millet görsün be yav, birde arıların karniyol olması arıcının çok rahat çalışmasına olanak veriyor. Başka ırklarda çalışırken arada birisi sizin manzaranızı bozuveriyor.
Asıl filimleri bu siteye yükledim.
Bu yöntem neydi derseniz, kovan içindeki tüm düzenleri bozmakda denebilir.
Tüm arıları kovan önüne silkeleyip anaarıyıda içlerine bırakıp ogul arısı gibi kovana girmelerini sağlıyorsunuz. Yukardaki linkte bu uygulamayı filimden izleyebilirsiniz.
Daha önce iki anaarı kesen bir kovana böyle bir anaarı vermiştim, ertesi gün baktım anaarı yumurta atmış, hemen aynısını uyguladık gitti. Ben en erken hafta sonuna gidebilirim, bu kovan ne zaman anasız kaldı belli degil, kabul edilmezse üzülürüm, ama öteki kovana bir hafta sonra anaarı vermek o kovana zarar vermez. Anaarı verdiğim kovana bir hafta sonra anaarı götürürsem belkide yalancıya kaçar, sonuçta yedekte anaarınız varsa her türlü risk alırsınız.
Tabi bu uygulamada diğerleri gibi %100 degildir, 2008 yılı yazında Pınarhisar'da aynı uygulamada verdiğim anaarıyı çok kısa sürede kesip dışarıya attıklarınıda belirteyim.
Görüntüler süperdi, sanki kovana yazın oğul giriyormuş duyguları yaşattı bana.
Bazı kocayemiş resimlerini acilen arılıga gitmeden yolda aldım, sonra hava karardıgında flaşla çekilen resimler hoşuma gitmiyor. Yada artık zamanınız kalmıyor resim alamıyorsunuz.
Bir çok kocayemiş ise açmayı bekliyor, yukardaki goncalar daha açacaklar, ama geceleri çok serin hatta soguk oluyor, gündüzleri havalar güzel ve arılar hala nektar getirebilmekte.
Degişik bir alıç türü bizim memleket alışlarına benziyor ama tadı hiç güzel degil. Memleketimden getirdigim alıç tohumlarını ormanın bir çok yerine ektim. Ben ektim bitmez ise toprak utansın, ne yapalım.
Bir bambus arısı kocayemilerden nektar toplamakta.
Kocayemiş meyveleri, pazarlarda dağ çilegi diye satılmakta ama bunun adı kocayemiştir. Çok ilginç bitkilerden birisi çiçek ve meyveyi yan yana görmek açısından.
Pürenler tamamen ormanda bitti, Gebze'deki arılıgın civarlarında hala püren poleni geliyor.
Salkım sakım kocayemiş çiçekleri.
Bu salkıma dikkat ederseniz nasıl kademe var salkımda bile. Açanlar ve açmaya çalışan kocayemiş çiçekleri.
Arılıktan çıktıktan sonra daha önceden belirlediğim yerlerdeki muşmulaları ziyaret ettim. Aslında bu konuda en iyimiz İlhami Uyar abidir. Tüm yabani meyveleri belirleyip kafasına göre kayıt tutuyor, ve zamanı geldiginde aramadan git meyveleri topla.
Kuş burnu, çok sevdiğim yabani bitkilerden birisi. Yumuşadıklarında direk yerim. Dalından kopar ve götür::))
Havalara aldanan bir alıç, çiçek açmış. Bu eriktende uyanık daha erikler açmadı be. Aslında ormanda baharda il çiçek açan agaç ise kızılcıktır. Çok erkenden çiçeklenip arılara sarı polen sunarlar. Diger erken açan bitki ise çigdemgiller.
Z amanı gelmeden bir poşet toplamıştım bir türlü olmadılar ve çöpe gitti. Muşmula olması için bir ayaz yemesi lazım diyorlar belkide ayaz olana kadar yetişme devresi devam ediyordur. Aralarında olmuş olanlar vardı hem topla hem götür, birleride diyecek, ne pis bogazsın diye::))
Aslında yemeyle içmeyle filan pek işimiz yok::))
Eve getirdiğim muşmularlarıda resimliyoruz, ellerim donmuş be yolda o kadar basmama ragmen bu sene en çok üşüdügüm gündü diyebilirim. Motorsikletlerin zaten en sevmediğim yönü kışın üşümek ve yagışlı havalarda ise kaskta silecek yok, beni bu iki şey çok muzdarip ediyor.

Bu sene hem ırk degişimine gidildi genel olarak, hemde geçmiş yıllara göre en güçlü arıyla giriyorum kışa. Bunu ilerleyen yıllarda görecegiz, gezginci arıcılıkta bölgelere göre karniyol veya italyan arıları kullanılacak. Sabit arılıklarda zaten nektardan nektara geçişler olmadıgı için ırklar gezginci arıcılıktaki kadar önemli degil. Bu ormanda bu sene bir çok gözlemim oldu, bir çok kişinin arısını yüzeyselde olsa kontrol etmem beni büyük bilgi sahibi yapmıştır. Yani konuşurken bir şeyler bilerek konuşup yazacagım, işkembeden atmıyacagız. Benim arılarım çok güzel gelişirken bir sürüde kovan söndürenler oldu. Komşu arılıklardaki izlenim ise kafkas arılarıyla yan yanayız ve onlar gelişemedi. Sadece ırkların suçu yok bu gelişememezlikte arıcılarında hataları vardı, sadece ırk olayına bağlamak istemiyorum ama ırkta artık çok önemlidir. Bakın bu mevsimde bende yavru var, bitişiğimdeki arılıkların hiç birinde yavru yoktu. En son yanımdan giden Mitat abinin 8 kovanına baktık ve hiç yavru yoktu. Bizde yavruyu kesmenin yollarını arıyoruz, alan daraltıp bloke olmasını sağlıyoruz. Irklar çok önemli bunu anlamamız ise zaman alacak.
Her geçen gün, arıcılıkta bize olumlu iz bırakmaya devam ediyor. Geriye dönüp baktıgımda arada o kadar fark var ki.

3 yorum:

ali dedi ki...

hocam koca yemişin orjinel ismi sandal ağacı, birde çamdayken arı yavruyu kesiyor yavruyu kesmemesi için ne yapabilirim

ALİ TÜRK dedi ki...

Kocayemiş ağacın adını bilmiyordum teşekürler. Baskın nektar akımlarında arılar yavruyu kemek zorunda kalır, sadece çamda degil ayçiçekte keser, pamukta keser, aşırı balsra düşmelerinde keser ve bu akımda kovanlarınızı uzun süre tutarsanız kovanda başta yavru sonra ise arılar biter, onun için belli bir süre balı alıp o bölgeden arıyı çıklaracaksınız yapılacak olan budur, zaten çamdada bir iki sagım sonrası arıları ovaya çekiyorlar. Ben çam bölgesinde sadece iki gün gezi yapabildim fazlada bir tecrübem yok.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Abi güzel özetlemişin ama kek konusunda katıldığım bir nokta varki banada yeme dediler kolesterolu yukseltıyormuş:)