13.07.2015

ARICILIK, SAF DAMIZLIK ÜRETİMİ...


Arıcılık ve  damızlık üretimi...
Arıcılıkta damızlık üretimi saf hatların dişileri ile erkeklerinin çaprazlanması ile yapılır.Bizim gibi sıradan arıcıların izole bölgesi olmadığı ve olamayacağı için bu işte suni tohumla bilmek gerekiyor.
Suni tohumlama konusunda ülkemizi geçin dünyada ekimizin örneği yoktur...
Üç kişi ve diğer arkadaşların manevi desteği ile çıktığımız yolda gelinen nokta ortadadır.
Arıcılık adına önemli çalışmalar yapacaksanız hayatınızdan fedakarlıklar yapmak zorundasınız.Kaç senedir birkaç gün tatil yapamamışım.
Günü birlik kaçamaklarımız olmuş olabilir bunun perde arkasında cezasını çekmişiz.
Arıcılıkta tek başınaysanız ipin ucunu kaçırmamak gerekiyor.
Bahar gelip işe giriştiğimizde sezon sonunu iple çekerim, bazen arılık dendiğinde tiksinti gelir, çalış, çalış çalış...
Genel olarak evime giriş saatim Ramazan ayı hariç 22:00 dir.
Gün batmış, biz gece yapılacak işleri yaparız şurup dağıtmak, kek dağıtmak gibi...
Bazen çok acil durum olursa sabah 5:30 da arılıkta olursunuz...
Mesai başlayana kadar 3 saatiniz vardır, acil işler için üç saat felaket uzun bir süredir.
Allah kimseyi çalışmaktan alıkoymasın.

Bunları yazmamın sebebi ise özel hayatımızı bile inceleyenler var.
Kendimi, Sayın Tayip Erdağon'a benzetirim.
Kendi ekibini sürükleyip götürdüğüm gibi kendisini bize rakip görenleri de sürüklerim...
Ucuz işler ile Ali Türk olamazsınız.
Daha önce bir gurup vardı, kendilerini bizi kötülemeye adamışlardı.Onlar kayboldular yeni bir gurup zuhur etmiş :))

Taktik aynı benim adımı anmıyorlar ama benden başka konuştukları yokmuş...

Üretici olmak zordur, bunu her üretim dalında görebilirsiniz, kışın salatalığı biz Gebze de 3 liraya alırken, Aydıncık'taki üretici 35-40 kuruşa satamıyordu.
Peki parayı kazanan kim bu salatalık nasıl 3 lira oluyor derseniz, iki aracı vardır birisi kabzımal denilen sebze meyve halleri, öbürüde pazarcılar.
Pazardakiler yayladan bahçeden tarladan diye bağırır, hiç yaylada bunlar olurmu veya bahçeye gidip gördün mü, tarladakilerin halini bilirmisin diyen yok...
Üretmek için emek ve sanat gerekiyor...
Piyasadan ana arı toplayıp altına isim yazıp bunları biz ürettik diyen tedarikçiler bizlere savaş açmış :))
Üreticilik zor dedik,zoru kimse sevmiyor işin kolayına kaçıp, dikkatleri başka yerlere çekmeye çalışanların taktikleri nedense hep aynı.
Bu güne kadar yapılan işlerin arka planı neden göstermediler, sadece ana arı kafesleri ve kimlikleri dolaşıyor piyasada.

Ya bizim kimseyle sorunumuz yok deyip, sonra ülke arıcılığını kurtarmak isteyen neden benimle uğraşır ki...
Ülke burada gelirsin ülke arıcılığını kurtarırsın...
Benimle uğraşacak olanlar benim geçtiğim yoldan bir geçmeli, tedarikçilerin taktiği ise kolayı seçmektir...
Kişilerin kalitesi etrafındakiler belirler, insanların düşüp kalktıkları kişiler çok önemlidir. Söyle arkadaşını söyleyeyim kim olduğunu diye ata söz vardır.
Çirkefler topluluğu oluşmuş, bu topluluğa sormuyorlar kardeşim tamam bu adam kötü peki siz ülkenizde arıcılık adınıza ne yaptınız, ortaya neler koydunuz onları bir görelim kimseden tık çıkmaz, ömürleri yalakalık ile geçmiş, bu kapı olmaz ise başka kapıya hucum...
Durup dururken bunların derdi nedir onu anlamadım, aklıma ilk gelen ise istedikleri hedefleri tutturamamış olma ihtimali...

Yıllardır kervanımız yoluna devam eder, it ürür kervan yürürmüş...
Gelelim bu haftaki paylaşıma...

 Resimlerdeki damızlıkların yumurtalarını Bursa'dan aldık. Sağ olsun Fatih Suuçak tarafından temin edilen lisanslı damızlığın bir çıta yumurtasını Dr.Muhteşem abimle bölüşmüştüm.
Mesai çıkışı Bursa'ya gidip gece 2 de evimize gelmiştik. Yani armut piş ağzıma düş demeyip gece yarısına kadar niye yollardaydık ki...
Hadisi şeriflerden birisi İlim müminin yitik malıdır, onu nerede bulursanız alın der.Dinimizin diğer emirlerinden biriside beşikten mezara kadar ilim emridir. Kuranın ilk emri oku değilmi...

Şimdi elimize böyle bir imkan geçmiş, bu imkanı kullana biliyorsam, koruyup kollayıp bunu ülke arıcılığına kazandırıyorsak bu işin sıkıntısı nedir,

 21 Haziranda aldığımız yumurtalardan doğan ana arıların uygulaması vardı.Birde ramazan ayının yanılmıyorsam 3. gününe denk gelmişti. Tam gün bununla uğraşmıştım, tek avantajım stoklanmış sperm kullanmamdı.
28 Ana arıya uygulama yaptım, 24 tanesi oldu diye not aldım.


Hazır olan lisanslı ana arının kızları, ben onlara Kırşahin adı koydum, Almanya'daki Fatihin arkadaşı telefon etmiş Ali abi yanlış yazmış söyle ona Kırşahin yazsın diye :))
Hazır olan ana arılardan 3 tanesini Fatih'e gönderiyorum, sağ olsun elimi acayip güçlendirdi.
Üç ana arı kardeş ama verdiğim erkekler farklı hatlardan oluşuyor.
11 Numaralı damızlık,uygulama sırasında 2. sıradaydı. 51 Numaralı damızlığın erkekleri verildi. 51 Numara ise 2010 yılı döllenen ana arının kızlarının devamı...
3 Tane ana arıya 51 numara erkekleri verilmişti, biri olmadı, ikisi oldu birisini kendime bıraktım, birisi Fatihe gidiyor.
12 Numaralı ana arı uygulamada 18. sıradaydı. 34 numaralı erkeklerin spermi kullanılmıştı, oldukça özel bir ana arı oldu.
13 numara ise uygulama numarasıyla aynı numaraya denk geldi, gene ayrı bir hattın erkeleri tarafından döllenildi.
Eskiden uygulamaya gireceklere birden yüze kadar numara veriyordum, arada olmayanlar kalıyordu. Artık her uygulama numarasını birden başlatıyorum olan ana arılara elimdeki numarayı sıraya göre yapıştırıp kayıtlarda hem uygulama sıra nosu devamına alplet numarasını işliyorum.
Yeniden Fatih kardeşime teşekürler ediyorum sağ olsun, Allah gönlüne göre versin.
 21 Haziranda uygulama görmüş ana arılardan bir tane yumurtaya girmedi.
Birde 30-31-33 ikinciye bayıltıldılar. Uygulama sırası 33 olan ana arı bundan sonrada yumurta atacağını zannetmiyorum, bir şeyi daha test etmiş oldum, 27 30-31-32-33 numaralı ana arılar uygulamaya girenlerin mevcut olarak en zayıfı idi.Tohumlanan ana arılar güçlü bölmelerde olmalı.
Bir kaç gün önce yumurta atma başlamış 30 numaralı kraliçe.
Ana arı doğuyor 3 gün içinde tohumla nacağı güne kadar kafese alınıyor, Ortalama ana arı doğduktan 10 gün sonra uygulamaya giriyor. Normal şartlarda tohumlanan ana arı üç gün ile 8 gün içinde büyük bölümü yumurtaya giriyor. Yumurtaya girme süresi uzadıkça bölmede stres artıyor. Dışarıdan yumurta ve larvası olmayan kapalı yavru vermezseniz arı kendisini bitiriyor.
Yukarıdaki ana arı doğmuş 10 gün beklemiş uygulama görmüş, sonrasında 20 gün geçmiş yeni yumurtaya girmiş.
Bu bölmelerde sürekli kek olma zorunda, tarlacı arıları ana arıdan uzak tutmaya çalışıyorum.
Üretici olmak böyle bir şey, alır pazarlarsan iş o kadar kolay ki...
Ürettiğim her bir ana arı çok kıymetli ve bir aydır 24 ana arının peşindeyim bunlardan 14 tanesi oldu...
 21 Haziranda uygulama yapılmıştı...
Şu an itibari ile 24 ana arıdan 14 tansi tamam, 15 olma ihtimali yüksek ama 16 olma ihtimali iyice zayıfladı.
Başkaları konuşuyor biz yapıyoruz...
Bayramdan sonra yeni uygulama çalışmalarımız olacak, oruçta suni tohumlama yapmak oldukça zor iş ve niyetine bile giremedim.
 Yumurtaya giren ana arıya hemen sökülmeye başlamış açık kapalı yavru veriyorum.
Bunu niçin yapıyoruz, bölme uzun süre yavrusuz kalıyor, ana arıya arı sütü salgılayacak genç işçi arı kalmıyor, yumurtadan ise çıkacak işçilere ise 21 var,  bölme genelde tarlacı ağırlıkta olduğu için böyle yapıyorum. Bunlar benim yıllar içinde kendi kendime çözdüğüm durumlar...
 Kırşehirli kızlar, bazıları bu arıları gerçek Kırşehir arısı sanıyor.
 Özel kızları sıradan resimledim...
 Yapmış olduğumuz işlerin başından sonuna kadar geçmişleri var...
 Yumurtayı alışımız aşılama yapışımız, uygulama yapışımız,daha ne olsun...
Bir için ne kadar çok çalışırsanız o kadar çok tecrübe sahibi oluyorsunuz.
Bu konudaki tecrübelerimiz arıcılığımıza oranla az.
Sonuçta ülkemizde yumurtasını aldığı arının kopyalarını alacak çok az kişi var, bunlardan dördü bizim kendi ekibimiz oluyor. Çevremizde iki kişi daha bu yıl bu işte başarılı olur inşallah sayı altı kişiye çıkar.

Bu yıl Zaim abinin yazlığa bir türlü yolumuz düşmedi.
Zaim abi ise uzun bir süre kendine gelemedi diye bilirim.
Babasından sonra annesini kaybetmişti, benim gözlemim annesini kaybettikten sonra çok etkilendi.
Peşinden kayın pederi rahatsızlandı aylardır hasta ve bakıma muhtaç olarak yaşıyor.
Dolayısı ile bahçeyle ve yazlıkla uğraşmamış görünüyor.
Hafta içi bir kaç kez mesai bitimi benim arılara bir bak dedi ama kendi işlerimi yetiştiremiyorum hafta sonuna geleyim diye söz verdim.

Kışa üç çıta sıkıştırılarak girmiş bölmelerden birisinde işler rayından çıkmış.
Arının kuluçkalığı çuvalın altı.
Arı sıkışmış çuvalın altından yan taraftaki boşluğa geçmiş, bereket ana arı geçmemiş.

Çuvalı kesince asıl manzara ortaya çıktı.
Zaim abi ise kara kovan balı diye seviniyor.Aylarca açılmamış kovan, kıştan çıkmış, bölmesini aşarak boşluğu kendi kendisine doldurmuş.
Kısa sürede kovanın peteklerini kesip aldık.
Bu gibi durumlarda genelde arılar bala bulaşırlar parçaların altında kalıp ezilip ölürler.
İnsan oğlu içinde durum aynıdır, bazen kazandıklarınız size zarar verir...
Arı bilseydi getirdiği balın altında ölecek getirir miydi...
Benim f1 lerden birisinin kızı.
Arı sıkışınca önce yemliğin içine petek örüp içine bal depolamış, yemliğe dokunmadım, bayramdan sonra yemlikteki balları yerim artık...
Oruçlu olunca bal tutan parmak yalayamaz diye ata sözüne ekleme yapmak lazım...
Kovanda bizde acayip rahatladık.
Zaim abi kara kovanada bak dedi baktım daha içeride boşluk vardı, dedim şimdi buna dokunmayalım, bayramdan sonra yeniden bir dolaşılacak.
Acil yapılması gerekenleri yapıp hemen kendi arılığıma döndüm.
Akşam üzeri Zaim abi bahçesinden topladığı çilek ve biberleri getirmiş hadi seni balığa götüreyim dedi, haşat olmuşuz ne balığı dedim, güldük...
Allah kimseyi gülmekten ayırmasın...

Bu arada bayrama bir şey kalmadı...
Bir ramazanı daha bitirmek üzereyiz...
Allah ne virirse her şiyin hayırlısını virsin diyem...

6 yorum:

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Sayın Bakanım.

İnsanların karakterleri herşeyidir.

Sanalda dolanan bir söz var.

'' Avcı ol , Av ol , ama asla avı avcıya götüren köpek olma.''

Benim kızgınlığımda bu köpeklere.

Köpek değil mi nihayetinde , kemik kimden geliyorsa o kapıda havlar...

Köpek temsili ile köpeğe de hakaret etmiş oluyormuyum acaba ???

En azından onların bir çoğunun sadakati var.!!!

Avcıya gelecek olursak ; kardeşim hedefin türk arıcısının daha iyi olması değil mi !

Buyur yap , seni engelleyen mi var ?

Laf attığın insan karniol den başkasını mı savunuyor ?

Hayır.

Bu ülke de karniol karşıtı kesim belli mi ?

Belli.

Buyur , onlara cephe aç....

o da yok....

O halde amaç ne ?

Piyasa yapmaksa buna ihtiyacın yok , pazar alabildiğince büyük..

Kişisel desen , seninle tanışmadı bile...

Söylecek çok şey var ama süzümü şu kadarıyla bağlayayım.

Alnını secdeye vuran iki insan ve aynı kıbleye yöneliyoruz.

Bu işin hesap nizamına da inanıyoruz.

Herkes hesabını iyi tutsun...

SLM ve Muhabbetle...



Ali Türk dedi ki...

SLM Yusuf kardeşim...

Öncelikle senin yaptığın tamınlara aynen katılıyorum, kimseyi tutan yok, peki bunların derdi nedir bende anlamış değilim.
Sorun karakterde gizli...
Peygamberin sözü var birisini haksız yere kınarsan, aynı duruma düşmeden ölemezsin diye, sonlarını merak ediyorum, başkalarının gazıyla bakalım daha ne kadar dengesizlik yapacaklar.
Alnı secde mevzusu gene karaktere dayanır.Yazılıp çizilenlere ve etrafındakilerin tavırlarına bakınca bunlar herhalde diyorsun 14-15 yaşındaki yeni ergenler gibiler.Allah kimseyi azdırmasın.
"Bir kimse ile münasebete girmek için, kendisinin ibadetine bakmayın. Dirhem ve dinar ile olan münasebetine bakın.” Bu söz peygamberimize ait.
Hesap konusunda şu an bana çok iyi çalışanlar var, Allah sonlarını hayreylesin...

Bende yazdıkça yazasım var ama olayın bir anlam boyutu olmalı, anlamsız şeylere neyi yazayım.

Sağlıcakla kal.

muhteşem turunç dedi ki...

Sevgili ustam...
Allah hepimizin sonunu hayır eylesin...
Tatilde şeytanın ayak izine para atıp kurdela bağlayıp dilek dileyenleri gördüm de insan oğlunun ne uğruna nelerden medet umacağı ve ne yapacağı hiç belli olmuyor..Bu neenle üstü kapalıda olsa yazdıklarını anlamış biri olarak ve Yusuf kardeşimin örneğinden yola çıkarak şöylede denebilir; karnımızı doyurabilmek için ava avcıya ve av köpeğine bu dünyada ihtiyaç vaaaar. Öyle olmasa yaradan böyle uygun görürmüydü... Bir adam dönekmi isterse alemi cihan olsun bende zere değeri yoktur. Bunu seninle konuşurken meşhur kişiler içinde söylemişimdir. Bu tarz adamlar eğlenceliktir yani çerez niteliğindedirler. Hakkettiklerinden fazla değer onları yüceltir. Kadir gecesinin ruhuna uygun bu yorumu yaptıktan sonra sana naçizane tavsiyem artık Zaim abinin arılığına arada bir uğra:)) adam ilk kez bu miktarda bal aldı:)) Sağlıcakla kal.

Ali Türk dedi ki...

Muhteşem abi şeytanın izi her gün parayla dolup taşıyordur, gece enayilerin paralarını çuvallıyorlar.İnsan oğlu ne kadar garip, şeytandan bile medet umuyor...

Aslında yaratılanların hepsinin dünyada bir görevi var.Durup dururken bu kadar dengesiz saldırı oluyor, bunların gurup içinde hiçmi aklı başında birisi yok siz ne yapıyorsunuz diye sormaz mı...
İnsanların yaptıkları bir gün karşısına çıkacaktır...
Döneklik konusunda baştan sana pek katılmıyordum. Sonradan olayların akışı ve gelinen noktaya bakınca, senin söylediğin bir cümle vardı bunlar kalıbının adamı değilmiş...

Zaim abinin yazlığına zaten gitmiyorum beya beni zorla götürdü :))
Keşke daha önce götürseydi, kovan katı doldururdu, üç çıta kuluçkayla arı alt katı doldurmuş...

Sağlıcakla kal.

Mirili Arıcı dedi ki...

Abi selamlar;

Fütüvvet, kardeşinin menfaatini, kendi menfaatine tercih etmektir. "Kardeşim kazansın, sahip olsun, mutlu olsun ya da başarsı; ben kazanmasam, mutlu olmasam, sahip olmasam da olur" demektir ki; bu ancak tasavvufi bir ahlak ile ve ancak hakiki bir mürşid-i kâmile tabî olunarak yapılan rabıta ile mümkün olur.
Ebu Cehil'in oğlu Hazreti İkrime, savaş meydanında şehadet şerbeti içmek üzere iken, yanında iki sahabe daha yaralı olarak yatıyordu. Yanlarına gelen bir sahabe de önce hz. İkrime'ye su uzatıp "İç kardeşim" dedi. Hz. İkrime "Önce diğer kardeşlerim içsinler" dedi. Diğerlerini tek tek kontrol eden sahabe "İkisi de şehit olmuşlar, sen iç" dediğinde Hz. İkrime de şehit olmuş, alemi değişmişti.

Hani alnı secde görmesi mevzusu var ya; bu imani esaslar kişi üzerinde hasıl olmadığı sürece, o kişi ancak teneke gibi ses çıkartır.

Ben şahsım olarak yanlış ta olabilirim, bunu düzeltmek benim vazifemdir. Lakin beni uyarma vazifesini üzerinde gören kişi telefonumu arar ve hatamı yüzüme söyler. Bir ayıbımı el-alem içerisinde fütursuzca takdim ederse benden daha hatalı duruma düşüp, ziyan eden kendi olur.

Hiç kimseyi kandırmadım, mevcut durumum ne ise herkese ilan ettim. Ancak bu beyanıma binaen "alay" mevzu ediliyor ise haklar hiç bir zaman zayi edilmez. Alnı nereye değerse değsin...

Sonuç olarak alan satan memnun ve biz iyi olmak için çaba sarf ediyoruz biiznillah doğru olduktan sonra kaybetme ihtimalimiz yok.

Hayırlı günler dilerim...

Trakya dedi ki...

AGA coşmuşsun yine konuyu tam anlamadım ama sen kolay kolay kızmazsın haklı olduğuna da hiç şüphem yok bazı insanlar senin gibilerini reklamı için kullanırlar senin sayende para kazanmaya çalışırlar hatta bolca çamur atarlar attıkları çamur yine onlara döner ama anlamazlar ne demişler İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR geçmişte gördük karniol kötü diyenler şimdi karniolcu oldular benim için Türkiye'min arısı karniol kim ne derse desin selamlar.