22.07.2015

ARICILIK VE DOSTLUK...

Tuncay Hadise...
Kayserili amatör arıcı...
Herkesin mutlaka arıcılığa başlamak için hikayeleri olur.
Tuncay'ın arıcılığa adım atması, arıcının birisi iki kovan yaptır bana getir birisine arı koyayım biriside benim olsun diyerek başlamış.
Tuncay hemen iki kovan yaptırıp konuştuğu arıcıya boş kovanları teslim ediyor.
O sene pas geçiliyor, ertesi sene gene arı yok, Tuncay diyorki madem vermeyeceksin öteki kovanda senin olsun...
Arıcı insafa geliyor 5-6 çıtalık bir arıyı arabasına yükleyip Tuncay'a teslim ediyor.
Yolda yarısı boş olan kovandaki çıtalar kovan içine yayılmış, o sene dışarıdan kovanı seyredip durmuş, bir güün kapağını açmayı deniyor bir bakıyor ki içerisi felaket, bir arıcı buluyor şu kovana bir bak, gelen arıcı buna şu an bir şey yapılamaz baharda bakalım deyip işten sıyrılmış.
Elinden bir şey gelmeyince beklemekten başka çara kalmamış.
Bahar gelmiş gene arıya bakıp içerisini düzenleyecek kimse gelmemiş, birisi akıl vermiş demişki arıya kat koy arı yukarıya çıksın altı düzelmezse öyle dursun...
Kat konulmuş ama kat için mevsim uygunmuydu bilmiyoruz,
Tuncay eskiden arı sesi uzaktan duyulurdu ses azaldı, eşek arılarıda kovan civarında sarıcalar dolanırmış ama giremezlermiş, son zamanlarda ise kovana eşek arıları iyice girip çıkmaya başlıyor. Yeniden bir arıcıya danışıyor ve arıcı diyorki o kovan sönmüştür...
Gelip bakıyorlar, kovanda bir avuç arı kalmış ve ilk arı bağıra bağıra ölüp gitmiş...
Tuncay ertesi sene bir oğul buluyor ve  internetten araştırmaya başlamış ve bizi bulmuş...
Sizilaç gibi bilgiler veriyordunuz, o bilgiler ile hem arıma baktım hemde köyde bir sürü kişiyi arıcı yaptım, ben başkaları gibi arıma bak diyene gitmemezlik yapmadım diyor. Kimisinin arısına bakmış kimisine ürettiği ana arılardan vermiş ve çok ilginç elinde 2011 yılından bir tane f1 arı varmış, bu yıl ölür diyordum ve üzülüyordum dedi ben kendisine 2 tane yeni f1 götürmüştüm.

Bayramda hem annemi ziyaret edeyim hemde bazı işlerimiz vardı onları yapıp geri dönmek için planlar yapıyordum.
Uçakları incelerken Kayseri'ye 200 liraya gidiş dönüş uçak bileti ilgimi çekti ve bileti aldım, sonradan öğrendimki hemen dibimizdeki Nevşehir'de hava limanı varmış biz Kayseri'ye bilet almış bulunduk. Niğde Kayseri arası 130 km, Niğde'den köyümüz ise 30 km uzaklıkta.
Beni hava alanında Tuncay karşıladı, terminale gittik otobüs ile Niğdeye geçmeyi planlamıştım. En yakın bilet bir saatten fazla olunca Tuncay o kadar sürede biz zaten Niğde ye varırız demeye başladı baktım çok ciddi, diyor ki uzun uzun sohbet ederiz...
Hava alanına 23:00 gibi inmiştik, gece 1 de köyüm deyiz...
Tuncay senin hakkını nasıl öderim bilmem....

 Tuncay'ın iki oğluda bizlere eşlik ettiler.
Hani derim ya Allah ne virirse her şiyin hayırlısını virsin diye...
 Herkes mutlu ben ise herkesten daha mutluyum ve bu mutluluğun tarifi yok. Beni bırakıp Hadise ailesi geriye döndü...
 Gece yarısı birde selfi çekinelim dediler...
Gençler yolunuz ve bahtınız açık olsun...
Allah sizleri sevdiklerinden eylesin...
Köyde iki gün kalmayı planlamıştım, acayip dolu dolu iki gün 3 gece geçirdim.
 Halil İbrahim Tanış, Niğde il sağlıkta çalışıyor. Yıllardır benim arılarımı kullanıyor, genelde F1 arılarımdan f2 üretiyor, f2ler ise f1lerin yerini tutmuyormuş defalarca gözlemledim ama yöredeki mevcut arılardan f2 ler daha iyi dedi.
Geleceğimi bildiği için önceden siparişte vermişti.
Ben köye gitmeden bir gün önce annemi ziyaret etmiş, banada telefon etti, herkes sana bir şey ikram ediyor bende paketini annene verdim dedi :))
 Bir kasa kiraz armut ve erik, gelip giden misafirlerimize ikram ettik, bizde yedik ben köyden ayrılırken daha kasa bitmemişti :)
Armutlar ise acayip tatlı ve annem bunun kaleminden bul bizim bahçedeki armut ağacın bir kolunu bu armuttan yap dedi. Bizim ailede herkes çözümler üretebilir :))

 Halil İbrahim şu saatte sendeyim demesine rağmen Aksaray'dan bize ulaşması gece yarısını bulmuştu.
Çay sohbet derken evin önünde bayağı bir sohbet ettik, ikide bir telefon çalıyordu zannedersem iç işlerinden nerede kaldın saat kaç dediklerine bahse girebilirim :))
Tabi herkes bizim gibi taş fırın değil...
Halil İbrahim genelde yıllık 4-5 f1 ana arı alıyor...
Aldığı anaları damızlık olarak kullanıyormuş. 100 Civarı kovanı varmış, ben onun başkasına konuştuklarını duymuştum, bana demedi de...
Diyormuşki bu arılar geldi huzur bulduk...
Nihayet gece yarısı zorda olsa sohbeti bitirip Halil İbrahim'i yolcu ettim...
Allah razı olsun...
Davetler üst üste ama ben hangisine gideyim işlerimiz ne olacak...
 Bu esnada Gebze'de bayramdan önce yoğun trafik devam ediyordu.
Hüseyin hocamda 2010 lu yıllardan beri tanışırız, benden ana arı alırdı, bu sefer ben kendim f1 üreteceğim özel arı istiyorum dedi, ödemeyi yaptı, bir kaç gün sonra baktım hesapta fazla para var dedim abi sen kaç para yatırdın, dediki bir arkadaşım var iki özel arı parası yatırdık dedi...
Bayramdan önce zel 2 çıtalık arılar teslim edildi.
Ayriyeten iki anasız kovan getirmişlerdi, onlarada larva transferi nasıl yapılır gösterdim ve başka damızlıklardan iki çıtada transfer yapıverdim gittiler.
Ruşetler devrilmesin diye bir çıta ile birbirine bağladım, bu gibi durumlarda iki çivi ve bir çıta acayip işe yarar. Allah hayırlı uğurlu etsin...
 Gelelim köydeki önemli işlerimden birisine.
Bizim babadan 2 dönüm bağımız var, içinde ise 40 civarı yabanı Antep fıstığı ağaçları ve melengiç ağaçlarımız vardı.
Baharın ben gidemedim ama köyden birisini ayarlayıp, açaçları budattım ve aşıya hazır hale gelsin istemiştim. Bir akrabam Allah razı olsun ağaçları budamış, odunlarını köyümüzdeki evimize getirmiş..

 Melengiç ağacına yapılmış Antep fıstığı üst resimde. Köyümüzde yüzlerde melengiç ağaçları atıl duruyor.
 Aşılanmış Melengiç ağacı...
 Bizim köyde melengiç ağacına Çerkez ağacı diyorlar, meyvesinden ötürü çıtpat diyorlar, bazı yörelerde sakız ağacı deniliyor.
Melengiç ağacı acayip sağlam ve kuraklıklara dayanıklı bir bitki, 2 bin rakımda dağın başında kurumadan yaşar.
Üst resimde melengiç ağacı görülüyor, bağlarımızın içinde belkide binden fazla böyle ağaç var.
İlk gün akşam üzeri serinlik çökünce 4 km uzaklıktaki bağımıza gidip kalemleri ve aşı yapıla bilir mi olayı yerinde kontrol ettik.
Bol miktarda kalem bulduk, göz aşısı yapılacak kabuklar çok güzel kalkıyordu...
 Akşam eve döndüğümüzde aşı bağlarını hazırladık.
 Hedef en azından her ağaca bir göz aşısı yapmaktı, biz iyice abarttık, bazı ağaçlara 10 dan fazla aşı gözü verildi...
 Bizim 8 numara Ramazan, oldukça yeteneklidir, elinden her iş gelir diye bilirim. En iyi yaptığı işlerden biriside ceviz kütüğünü kazıya kazıya dipçik haline getirmesi...

 Birinci ve ikinci bayram Gebze deki arılıktaydık, bol bol bayramlaştık...
Annem dışarıdan arılara bakması için arıcı çağırıyor, gönlüne göre bakım yapılmadığı için üçüncü bayram günü bir yere gitmeden arılara bak dedi,bu işin kaçarı yoktu hemen aradan çıkardık gitti...
 Bal akımı devam ediyor, arılara zamanında çıta verilmemiş, arı acayip çıtayı kemerlemiş ve sonradan dışarıya ham çıta girilmiş, ham çıtalar boydan boya yavru onları ortaya aldım, bir tarafa yığılmış ballı çıtaları iki tarafın dışlarına bölüştürdüm.
 Bu çalışmada yiyecek balımızda çıkmış oldu...
 Boşluklara atılan dalaklardan kara kovan balımız...
 Bahçedeki eriklerim...
Bu ağaç en az 40 yıllıktır,ilk okula giderken ekmiştim, erikler yıkılıyor, yiyip içen yok, biz çocukken kaç bahçe yolardık :))
Hele bir komşumuz vardı, ezan okundumu abdese başlardı peşinden eve namaza girerdi, bizde pusudayız, cemaatçek bahçeye dalardık...
Şimdi ne çocuk var nede eski tatlı erikler...
 Yıllardır erik vermekten bıkmayan ağaç...
Kim bilir kimlere nasip olmuştur...
 Buda erkenci erik sararıp olmaya başlamış...
 Koruklar, dadına bir baktım ne yenilir nede içilir...
Bir ay sonra bal gibi olur...
Yüzlerce melengiç ağacının uzaktan görünümü...
Bir kaç yıl öncesi, köyümüze aşı yapması için bazı Antepli vatandaşlar gelişler. Bu manzarayı görünce demişler ki burada servet yatıyor...
 Aşılanmış melengiç ağaçlarındaki Antep fıstıklarının salkımları süper...
 Köyde bir iki kişi bu aşıyı biliyordu kendilerinden başkasına yapmadılar, ölüp gittiler...
Hayatın tekrarı ve telafisi kesinlikle yok, geçen zamanı geri getiremiyoruz hemde saniyesini bile...
 Aşılanmış ağaçlarda fıstık durumu.
Bizim açımızdan bu ağaç bir kaynak, en azından kalem alabiliyoruz.
Antep araştırmayı aradım baharın aşı kalemi yollarız diyorlardı şimdi ise zamanı geçti dediler.
 Bizim bağdaki ağaçların çoğu antep fıstığının çöğürleri veya yabanisi.
Allah Rahmet eylesin, akrabamız Durmuş Kurt bağına ekmek için getirmiş, fazlasını babama vermiş, babamda bağımıza ekmiş ama bir türlü aşı tutturamamıştı.Şu an ikiside dünyadan göçtüler, göç sırası bize doğru geliyor.
Yukarıdaki fidanın yapraklı yerine aşı yapılması gerekirdi, yerden çok yüksek olur diye geçen senenin sürgünlerine aşı yaptı, kabuklar çok güzel kalkıyordu, kabuklar bizi zorlasaydı en üstten aşı yapardık.
 Hava acayip sıcaktı, ben arılardan alışığım yanmadım ama bilader yandı, bir kaç gün sonra derileri soyurlur...
 Aşı kalemleri ve aşı bağlarımız...
 Aşı gözünün alınması, büyüme hunisi yerinden çıkarsa aşı tutmuyor. Kabuğun içindeki o noktacık orada olmalı.
Kalemden aşı gözü almayı tarif edenler alttan üç göz üsten 3-4 göz kullanılmaz diyor. Zaten bizim aldığımız kalemlerde 4-5 göz ancak vardı, dolayısı ile genelde tüm gözleri kullanmak zorunda kaldık.
 Aşı gözü yerine oturunca, gözün etrafını biraz bıçakla açtık. Kabuktan almadığınızda bazen içeride hava kalıyor. Bu şekilde aşı bağı ile sarıldığında boşluk kalmıyor.
Videolarda bunu daha iyi göreceksiniz, Antep fıstığı aşılamasında yeterli video yok, üç video var, makinalar yetersiz, biz bazı önemli detayları makroda videoya aldık...
 Genelde aşılar genç sürgünlere tutuyor, kalın yerlere yapılan aşılar tutmamakta...
 Aşı yapılan dalların üzerinde soluk dal denilen az bir yeşillik bıraktık, aşı tutmaz ise ağaç kurumasın sürünsün ve yaşamaya devam etsin :))
El kadar yeşillik fidanı veya ağacı hayata bağlıyor...
 Bazı fidanlarda gözleri koyduğumuz yerler çok biçimsiz oldu.Bu aşı tutup sürgün verdiğinde dalı nereye bağlayacağız belli değil.
 Bazı ağaçlar veya fideler bize çok güzel aşı yapma seçenekleri sundu.
Bu aşılar tuttuğunda aşı gözüne yapışık yaprak sapı sonbahardaki gibi sararıp düşerse aşı tutmuş oluyor. Rengi koyulaşıp kahverengileşir kurumuş ise aşı tutmamıştır, tutmayan aşıdaki yaprak sapını yerinden kopartmak oldukça zordur. Tutan aşıda ise sapa dokunun kendisi düşer.
Bu aşıların tutanları 3 hafta sonra aşı bağları gevşetilip yeniden gevşekçe sarılması lazım, gevşetilmeyen bağlar tutmuş aşı gözlerini boğar ve tutan aşılar kurur.
Genelde işin büyük bölümünü bitirdik.Bir kaç ağaç düzensiz budanmış ve aşı yapacak ince dal bulamadık, aşrı ince dalların en kalınlarını bırakıp diğer dalları budadık kalanları seneye aşılayacağız.
 Bu arada bayramda kargolarda tatile girince hazır ana arıları yollayamadık. Bir taraftan arkadan gelen hazır memelere yer lazımdı, bundan dolayı bazı anaları bankalamak zorunda kaldım.
Her kafesin içinde bir hazır ana arı var, içine işçi koymuyoruz ve bu sistemdeki çıtayı anasız bir bölmeye veriyoruz.
İşçi arılar kafes üzerinden ana arıları besliyor ve size zaman kazandırıyor.
Bizi takip ettiklerini söyleyenler nasıl takip ediyor anlamıyorum.
Bu yıl telefon ile sipariş almadım.
Elimizde yapmış olduğumuz işin yazılı dökümanları olduğu halde gene karışıklıklar çıkıyor. Birde buna telefon trafiği eklenirse neler neler olurdu.
Ana arı siparişlerini aribakani@gmail.com  adresine mail atarak yapıyorduk.
Hala telefonda ısrar edenler var.
Telefona niçin bakmıyorum, sırada bekleyenler var, telefona bakmış olsam diyeceğim ki ana arı yok, sipariş vereceksen aribanai@gmail.com adresine mesaj at, oradan sana cevap vereyim parasını yatır sıraya gir.
Temmuz ayı başına ana arı sipariş edenler vardı, oruç düşünülmedi zannedersem.
Adamı arıyorum sıran geldi ana arını yolluyorum, cevap bayramdan sonra, balı almadık, henüz düşünmüyoruz sonra alsak...

Geçiyorum bir sonrakine gene aynı durum, geç öbürüne, derken ağustos ayına sıraya girenlere dayandık, bazıları mecburen ağustosu seçmişti, hemen yolla abi diyenler oldu. Bizde bu iş sırayla öndekiler istemez ise bir sonraki devreye gire gire bayramı ettik.

Bayram bitti, şimdi ana arı almayanlar, abi bizim analar ne oldu, benim anaları hemen yolla, ben arıları böldüm diyenler var.
Hazır ana arıları elimizde tutma şansımız yok, zorlanırsak sevkıyat olmadığında birkaç gün beklete biliyoruz.
Şu an itibari ile genel durum nedir onun tespiti yapılıyor,elimizde ne kadar hazır ana arı var, sırasına göre ereceğiz.
Şimdi filimi tekrar temmuz ayına ana arı isteyenlere başa sarıyorum.
Sırası gelip almayanlara yeniden dönüş yapılıyor, ana arıcı size arınızı bölün demediyse ve siz arıyı bölmüş iseniz bu sizin sorununuz.
Bu gibi söylemleri şantaj olarak algılıyorum...

Bayram sonu Gebze'ye geldim bayağı bir yorulmuşum, iki saat uyuduktan sonra arılıktayız ve hazır ana arıların toplanılmasına geçildi.
Bir iki gün içinde bayağı bir sevk olur.
Lütfen acil ana arı lazım diye telefon etmeyin...
Siz sırada bekleseniz, ben araya telefon ile birilerini alsam  ne düşünürsünüz diyeceğim ama insanlar kendi çıkarlarını düşünmekten başkalarının sırasını umursamıyor.
Yukarıda sistemin işleyişini yazdım.
İşi bilenler 2016 yılına sipariş zorlamaya başladı, biz sezonu bir kapatalım 2016 ya daha çok var...

Bu arada Yıllık izinimden 11 gün izin aldım, 3 ağustosa kadar izindeyim...
Havalar bu günlerde acayip kavuruyor...

1 yorum:

Mirili Arıcı dedi ki...

Abi keşke tüm dostluklar böyle olsa.

Ne vakit benle ortak olduk "abicim, kardeşim" diyenler sana düşman oldu.

Aşı çalışmaların çok iyi olmuş. Araziler bizde de atıl durumda ve aşılar tutarsa acayip güzel para getirir. Cevizleri göremedim ne alemdeler :)

Ana işine girdim gireli arazilerimle eskisi kadar ilgilenemez oldum. Dün sondaj için arama yaptırdım 120 mt. de su buldular. 140 mt delinirse günlük 20-30 ton civarı su çıkar denildi. Miktar süper ötesi ama ücreti de öyle mt. 150 tl. Sadece aramaya 500 tl aldılar. Toplamda elektrik filan 25-30 bini bulacak.

Velhasıl arazileri adam etmekte köyde yaşamakta kolay değil. Eskisi gibi olursa olsun desek o kadar oluyor.

İnşallah emeğimizin karşılığını alırız.
Hayırlı günler...